FOBİK BOZUKLUKLAR  (  KORKULAR  )
Fobi, kişinin yaşamını olumsuz yönde etkileyen, normalde korkulmayacak durum, nesne ve etkinlikler karşısında duyulan mantık dışı korkulara verilen isimdir. Kişi korkulmayacağını bilir, korkuyor olmasını anlamsız ve aşırı bulur ancak yine de korkar ve yaşamının etkinliğinin bozulmasının önüne geçemez.
Korkunun varlığı ya da olacağı hissi çeşitli savunma mekanizmalarını uyarır. Bunun dozu arttığında ortaya çıkan tablo bir anksiyetedir.
Fobik durum karşısında  (beklenti dahil…)  panik atağında görülen belirtilerin hemen hepsi ile karşılaşmak mümkündür. Endişeli bir bekleyiş eşliğinde terleme, çarpıntı, sık nefes alma, göğüs ağrısı, baş dönmesi, bayılma hissi, ateş basması, halsizlik, mide barsak ağrısı, mide bölgesinde bir şeylerin "pır pır ettiği" hissi, kontrollerinin ellerinden kayıp gittiği hissi, ölüm korkusu…

En sık karşılaşılan fobiler

Agorafobi: Yalnız kalmaktan, kalabalık yerlere girmekten (asansör, köprü, uçak, araba, tünel…) duyulan korkular ve bu korkulara gösterilen davranışlar bu isim altında toplanmışlardır. En sık görülen fobi türüdür.
Sözü edilen mekanlar o kişiler için kurtulma şansının olmadığı çaresizlik içinde kalıp panik atağı geçirmelerine yol açacak  mekanlar olarak algılanır. Evden dışarı çıkarken yanlarına bir kişiyi almak isterler. Bu kişinin güçlü ve yaşça büyük olması gibi mantıksal bir zorunluluk her zaman yoktur.
Zamanla hastalar yaşam etkinliklerini ve sosyal aktivitelerini kaybetmeye başlarlar. Bu durum beraberinde depresyonu getirir. Belli bir süre sonra tablo tam anlamıyla yerleşmeye başladığında, hasta artık kısır bir döngünün içindedir. Örneğin bu kişiler evlerinden hiç çıkmamayı düşünürler. Ancak bu durumda da tam bir kıskaç içindedirler; çünki evde bir süre için herhangi bir kişi olmayabilir işte o an agorafobikler için tam bir  kaostur. Onlar yalnız kalmaktan nefret ederler…
Bu hastaların bir bölümünde panik atağı hikayesi olabilir. Sürekli bir şekilde panik atağı gelecekmiş korkusu yoğun bir anksiyete yaşanmasına neden olur.

Sosyal fobiler: Başkalarının karşısında (küçük ya da büyük grup)  otururken, konuşurken, ya da herhangi bir eylem yaparken aşırı heyecan ve korku hissedilmesi sosyal fobi olarak tanımlanır. Aktivite esnasında terleme,ellerin titremesi, konuşamama v.b. tarzında beliren hata yapma korkusu kişiyi bir çok etkinlikten alıkoyar.
E.M.38 yaşında,erkek. İki çocuklu ve 15 yıllık ilkokul öğretmeni.Şikayeti topluluk önünde konuşamama, öğretmenler toplantılarına katılamama, benzeri durumlarla karşılaştığında aşırı terleme, "ağzının düğümlenmesi", ağız kuruluğu, ses kısıklığı, düşünme yeteneğinin kaybı…
Hastamızın bize geldiğindeki ilk şikayetleri bunlardı. Anemnezin derinleştirilmesiyle; hata yapmaktan korktuğunu bu yüzden sadece topluluk karşısında değil velilerle birebir görüşmelerde bile bu şikayetlerinin ortaya çıktığını, hatta örneğin müfettişin geleceği söylentisinin bile rahatsızlığının ortaya çıkması için yeterli bir sebep olduğunu ifade etti. Hastamız ikili görüşmelerde bile önceden tüm görüşmeyi tasarlıyor, söyleyeceği bazı kelimeleri yanlış yaparım korkusu ile konuşmasının içinden çıkarıyor (elektif mutizm) ve bu yüzden de hiçbir zaman derdini tam anlamıyla ifade edemiyordu. Konuşması zaten sırf bu yüzden anlamsız hale geliyordu. Yarım ve anlamsız cümleler onu daha da rahatsız ediyor, sıkılıyor, çok fazla terliyor ve tüm düşünme gücünü yitiriyordu. Her yeni öğretim yılı başlangıcı onun için yeni bir işkencenin ilk habercisi gibiydi. Kabus dolu günler başlayacaktı. Ya bir de ona konuşma görevi verilirse… Öğretmenler odasında yapılan toplantıların doğal olarak en sessizi oydu. Hastamız okulda öğrencilerine karşı oldukça sevecen, başarılı, pedagojik anlamda da yeterliydi. O çok çekindiği müfettişlerden, düzeni ve çalışmalarıyla devamlı takdir alan bir öğretmendi…

Kısaca özetlediğimiz hastamız, iyi bir değerlendirmenin ardından hastalığı ve kendisine uygulanacak tedavi hakkında bilgilendirildi. Hastamıza ilaçla desteklenen, hipnoz altında davranışçı tedavi protokolü uygulandı.İmajinasyonları mükemmel bir biçimde yaşayan hasta, beş seans sonrasında çok iyi duruma geldi.

Özgül fobiler: Bayan T. o her zamanki bilindik çığlığını attığında henüz yeni tanıştıkları arkadaşı çok korkmuş, şöyle bir etrafına bakınmış ancak bu çığlığı gerektirecek makul bir neden bulamamıştı. Bayan T.'nin yeni arkadaşı da böylece onun çok önemli bir özelliğini bir deneyimle o gün öğrenmiş oldu.Arkadaşı çığlığın nedenini öğrendiğinde çok şaşırmış ve bir süre gülmekten kendini alamamıştı… Çığlık nedeni ona çok komik gelmiş ve T.'nin davranışına bir anlam verememişti. Çünki neden, yanlarından geçen miskin bir yavru kediydi!…
Bu vakamızda da görüldüğü gibi özgül fobi, belirli nesne ya da durumlara karşı duyulan anormal korkulardır.Örümcek, kelebek, kedi, köpek, karanlık, fırtına, yükseklik ve kapalı yer fobileri en sık görülenleridir. Sözü edilen bu nesne ya da durumlarla birebir karşılaşılmadığında hasta gayet sağlıklıdır. Kişiler korkularının abartılı ve anlamsız olduğunu bilirler.

Özgül fobiler (basit fobi) korkunun nedenine bağlı olarak değişik isimler alırlar.
"        Durum fobileri: kapalı yer, uçak, asansör, yükseklik...
"        Nesne fobileri: örümcek, böcek, yılan...
"        İşlev fobileri: gaz kaçırma, altını ıslatma, yüz kızarması...

Özgül fobilerde de davranışçı tedavi yaklaşımı ve özellikle "imajinal duyarsızlaştırma" en yararlı olanıdır.  Hipnoz ve kas gevşetici yöntemlerin gösterilmesi ile hastalara hem ruhsal, hem de fizik yönden olaya nasıl dayanacakları öğretilir.

FOBİLERİN MERKEZİMİZDEKİ TEDAVİLERİ: Diğer bütün hastalarımıza uyguladığımız tedavi yaklaşımını bu grup hastalarımıza da uyguluyoruz:
"        Hastalarımızla gereken güven ve diyalog ortamını sağladıktan sonra, geniş çaplı anemnezi takiben muayenelerini yapıyoruz.
"        Hastalık tablosunun genel bir değerlendirmesinden sonra hastalarımıza, hastalıkları hakkında yeterli düzeyde bilgi verilir.
"        Fobilerde en etkin tedavi yöntemi olarak bilinen davranışçı tedavi, hipnoz altında sağlanan imajinasyonlar sayesinde çok daha rahatlıkla uygulanabilmektedir. Hastalarımız zamanla korktukları nesnelere karşı kendilerini güvende hissetmeye başlamaktadırlar.