| Polyannacılık bir oyun mu? |
|
POLYANNACILIK BİR OYUN MU? Yoğun bir anksiyete yaşamakta olan hastamın sorduğu ilk soru ben niçin herkes gibi mutlu olamıyorum? Ben niçin Polyannacılık yapamıyorum? Şeklindeydi. Hastamla konuştuklarımın kısa bir özetini sizlerle paylaşmak istedim. POLYANNACILIK BİR OYUN MU? Yoğun bir anksiyete yaşamakta olan hastamın sorduğu ilk soru ben niçin herkes gibi mutlu olamıyorum? Ben niçin Polyannacılık yapamıyorum? Şeklindeydi. Hastamla konuştuklarımın kısa bir özetini sizlerle paylaşmak istedim. Polyanna hikayesini hemen herkes bilir. Bu oyunda bir kızın “işlevsel mutluluk gösterilerine” tanık oluyoruz. Polyanna, neredeyse iyimserlik ve mutluluğun simgesi haline gelmiş durumda. Ancak çoğu zaman, Polyanna hakkında yapılan yorumların içi boş. Üstelik ben biraz da yanlış tanıtıldığı kanısındayım. Polyanna’nın davranış modelinin içeriğini bütünüyle anlamadan yorum yapmak doğru olmaz. Öyleyse nedir polyannacılık? Elimizdekilerle yetinip, mutluluğu kendi içimizde aramaktır. Bütün olumsuzluğuna rağmen inadına yaşamak, sevinmelerimize bir neden bulmaktır. Bazı yaklaşımların aksine Polyannacılığın, doğru yer ve zamanda doğru bir şekilde kullanıldığında psikolojik yapının olumluya kanalize edilmesinde yararları olduğu düşüncesindeyim. Bu bağlamda Polyannacılık kötü bir şey değildir. Psikolojik yapının bir çok travmatik olay karşısında halen ayakta kalmasına ve belli bir dengenin sürdürülebilmesine katkısı olan bir davranış modelidir.
Batı kaynaklı bir çok kişisel gelişim kitabında hemen hemen aynı konu içerikleri ile karşılaşıyoruz: “mutluluk”, “mutlak başarı”, “eskiyi unut”, “sevgi”, “üzüntüyü bırak, yaşamaya bak”, “sen her şeyi başarırsın” v.b. Kısa ve kolay yoldan insanları mutlu ve zengin etmeyi amaçlayan bu sistemin artık abartıldığı kadar işe yaramadığı görülüyor. Dolayısıyla, Polyannacılık bu da değildir. İnsanların kendilerini mutlu hissetmeleri elbette çok hoş ve doğru bir davranıştır. Ancak bunu yaparken, her bireyin kendine özgü psikolojik bir yapısının olduğu ve çevresel faktörlerin göz ardı edilemeyeceği unutulmamalıdır. Bireyselliğin kültürel bağlamda daha ön planda olduğu A.B.D. ve Batı ülkelerinde, söylemlerin, bu gibi slogan vari bireysel özellikler içermesi olağandır. Kültürel yapı, ülke insanlarının davranış modelleri üzerinde etkisi gözlenen en önemli parametrelerden biridir. Acaba gerçekten kısa ve kolay yoldan tüm istenilenlere ulaşmak mümkün mü? Öncelikle bunun kısa bir yolunun olmadığını söylemek isterim. İyiye ve güzele ulaşmak ve ulaşıldığında da bunu içselleştirmek bir mücadele ve çabayı gerektirir. Bunun dışındaki tüm varsanılar boştur. Elde edildi kanısı uyansa bile, bu geçici bir yanılgıdan ibarettir. Bu ifadeler, kötümserliğe pirim verilmesini öneren bir yaklaşım olarak görülmemelidir. Psikolojinin içinde yer alan belli başlı söylemlerden biri de; “kendi kendini gerçekleştiren kehanettir”. İyi ve güzel düşünüldüğü müddetçe, çabalar da bu yönde olacağı için daha olumlu tablolarla karşılaşılması elbette mümkündür. Küçük şeylerden de olsa mutluluk kaynağı oluşturmak gerçekten önemlidir. Ancak, karşılaşılan bir gerçekle yüz yüze olunduğunda, eğer çıkışı tam ve kalıcı olarak bulamazsak, sonuç hüsran olabilir. Zaman zaman olaylar karşısında gerçeği kabul etmek ve yepyeni bir davranış modeli geliştirerek, farklı bir yapılanmaya gitmek en doğru seçim olabilir. Bu polyannacılık değildir. Gerçekleri görmek, hatta bütün olumsuzluğuna karşın onları görmek, ama yılmamak ve geri gitmemek… İşte asıl hedef nokta bu… Aslında dikkatle incelenirse Polyannacılık budur; eksik taraflarımızı görmek, ama illaki artılarımızın da farkında olmak! Oysa bu kavramı öylesine uluorta kullanıyoruz ki… Polyannacılık salt mutluluk oyunundan ibaret değildir. Kendini kandırmak hiç değildir. Polyannacılık, Üstün hocanın da dediği gibi, bardağın dolu yanını görmektir. Yani gerçekleri görmektir. Maalesef, Polyannacılık bir oyun olarak değerlendirilmekte ve bu konuda bir hayli değişik yazılar yazılmaktadır. Hatta bir yazıda; “ zayıflığımızı ve acizliğimizi Polyannacılıkla gizliyoruz.” (İ.Susuzlu), cümlesine rastladım. Hayır. Polyannacılık bu değil. Gizlediğimiz bir şey yok. Aksine, burada farkında olmayı amaçladığımız bir nüans var. Bardağın tamamı dolu demiyoruz ki; bardakta hayatta kalabilecek kadar su olduğunun fark edilmesini istiyoruz. Bunun neresi kandırmaca? Farkındalığın içinde bir gizlilik olabilir mi? Öyleyse kısaca ifade edebiliriz ki, Polyannacılık bir göz boyama yada kandırmacılık değildir. Bununla birlikte, gerçekçi olmanın da karamsarlığı ifade etmediği bilinmelidir. Soru ve sorunlarınız için; www.hipnoztedavisi.com
Dr.Haluk ALAN |
| Sonraki > |
|---|
