Hipnoz Tedavisi

Flaş Haber

Hayal gücüyle incelmek kolay

İngiltere'deki Metropolitan Üniversitesi Uzmanı Dave Smith'in çalışmaları ve araştırmalarından yola çıkan Denizlili doktor Haluk Alan, 'düşünerek zayıflama' metodunu geliştirdiğini söyledi. Dr. Alan, ''Zayıflamak için düşünmek ve hayal kurmak yeterli. Ekstra uygulamalara gerek yok'' diyerek şu bilgileri verdi: ''Yatağa uzanıyor, düşüncelerinizi yoğunlaştırıp hayal kurmaya başlıyorsunuz. Zihinsel olarak yapmak istediğiniz spor veya egzersizi düşünüyorsunuz. Bu uygulama sonunda hayal ettiğiniz hareketleri yapmış kadar enerji harcıyorsunuz. Bu da kişinin zayıflamasını sağlıyor.''
 

Bütüncül Psikoterapi
Bütüncül Psikoterapi
 
İmaj Yeteneklilik ve Çekicilik

MALADAPTİF İMAJ:
YETENEKLİLİK VE ÇEKİCİLİK

Ebru  DURGUT

Muğla Üniversitesi

Psikoloji Bölümü

 Aralık 2004                                                                                       

 İMAJ OLUŞTURMA

            Ben kavramı oldukça “özel” bir olgu olarak görülmektedir. Bireylerin kendilerine ilişkin düşünceleri oldukça gizli ve kişiseldir. Ancak benlik kavramı aynı zamanda sosyal bir olgudur. Sosyal kökleri vardır; ve rolleri içerir; diğerlerine ilişkin algımıza ve belirli sosyal ortamlardaki davranışımıza rehberlik eder (Demirtaş,2004).

            Benlik sunumu ,bireyin diğerlerinin gözündeki izlenimini yaratıp yapılandırmasına ve korumasına yarar (Demirtaş,2004). Bireyler arzu ettikleri sosyal izlenimi ya da kimliği yaratırken davranışsal taktikler kullanmaktadırlar ve buna izlenim oluşturma teorisi denir (aktaran, Arkanaç,1998). Bireyler kendileri hakkında bilgiyi doğrudan ya da halkın gözündeki değerlerini arttırmak için kendileriyle ilgili bilgileri akla getirerek dolaylı yoldan izlenim bırakmaktadırlar(aktaran, Finch&Cioldini, 1989).

            Benlik sunumu yapmak için oluşturulan imaj, belirli bir kimlik yaratmada, toplumsal etkileşimi kolaylaştırmada ve maddi ve toplumsal ödüller kazandırmada olumlu etkiye sahiptir. Bu yazıda oluşturulan imajdan çoğu zaman fayda sağlansa da, bazen oluşturulan imaja bağlı bir takım fizyolojik, duygusal, davranışsal ve kişiler arası problemlerin ortaya çıktığından bahsedilmektedir. İzlenim oluşturmanın olumsuz yönü olan maladaptif imaj, yaygın olarak yeteneklilik ve hoşlanılma bağlamında ele alınacaktır.

 

 

Yeteneklilik

            Diğerlerini belirli özelliklere sahip olduğumuz yönünde inandırma becerimizin, yaşamımızın bir çok alanında önemli yeri vardır. Kiminle evleneceğimiz, kimlerle arkadaşlık edineceğimiz, işimizde ilerleyip ilerleyemeyeceğimiz ve daha bir çok şey büyük oranda, bizim bireyleri,onların sevgisine, arkadaşlığına, güvenine ve saygısına değer olduğumuza inandırma becerimize bağlıdır ( Demirtaş, 2004).

 

            Kowalski ve Leory (1998), yetenekliliği bireyin oluşturmak istediği imaj bakımından düşük yetenekli imajından kaçınma ve negatif imaj iddia ikiye  ayırmaktadır.

 

 

 

Düşük Yetenekli İmajından Kaçınma

            İnsanlar başarısız olduklarını anladıklarında, performansları beklenilenden düşük olduğunda ya da başarısız olunca, yeteneklerini ortaya çıkarmak yerine bu müşkül durumdan

kurtulmak için düşük yetenekli algılanmaktan kaçınmayı tercih etmektedirler.

            Düşük yetenekli imajından kaçınma, kendini engelleme, mazeret uydurma ve diğerlerinin benliğini şişirme olmak üzere üç yolla yapılmaktadır (Kowalski& Leory, 1998).

            Kişinin olayda sorumluluğunu azaltmak için uydurduğu mazeret, onu olumsuz etkilemektedir. Kowalski ve Leory (1998) göre mazeret uydurma bireye genel olarak üç şekilde problem yaratmaktadır: 1) Gençlerin Pop star olma yolunda sürüklenip gitmesi onların zaman ve para kaybına ve daha sonrada pişmanlık durmasına neden olmaktadır. 2) Sık sık uydurulan mazeretler bireylerin gelişmesine ve yenilenmesine engel olmaktadır. 3) Alkol kullanma gibi uygunsuz ve tehlikeli davranışları yapmayı gizliden bir yol oluşturmaktadır.

            Kendini engelleme kavramı, bireyin gelecekteki bir başarısızlığını kendindeki kabiliyet eksikliğinden kaynaklandığını yormak yerine onun başka kaynaktan olduğu imajını tanımlamaktadır. KOwalski ve Leory (1998) göre iki şekilde kendini engelleme davranışı yapılmaktadır; 1) Öğrencinin sınav öncesinde çok heyecanlıyım diye söylenmesi onun performansını düşürmektedir. 2) Alkol ve ilaç kullanma gibi performansı düşürücü davranış içine girmek kişinin bağımlı olarak algılanmasına neden olmaktadır.

            Düşük yetenekli algılamaktan kaçınmak için diğerlerinin daha avantajlı olduğu imajı oluşturulmaktadır. Birey kendi düşük performansını düğerinin benliğini şişirerek açıklamaktadır ( Kowalski&Leory, 1998). Örneğin, iki doktora öğrencisinden biri Muğla üniversitesi mezunu, diğeri ise Hacettepe üniversitesi mezunudur. Muğla üniversitesi mezunu olan öğrenci derslerinde başarısız olduğunda kendi yeteneksizliğinin ortaya çıkmasını engellemek için arkadaşının daha iyi bir üniversiteden mezun olduğunu öne sürerek arkadaşının benliğini şişirmektedir. Fedakarlık yapmış gibi görünmek için diğer öğrenciye yardım etmekte ve onun için zaman harcamaktadır. Bu şekilde oluşturulan imajın maladaptif yönü, düşük yetenekli öğrenci arkadaşına bağımlı hale gelmekte ve kendi kabiliyetliliği hakkında şüpheye düşmektedir. Eğer yardım ettiği arkadaşı kendisi olmadan da başarılı olursa kendisini daha değersiz hissetmektedir.

 

 

 

 

Negatif İmaj İddia Etmek

 

            Negatif imaj iddia etmek kavramı bireyin kendinin yeteneksiz ya da düşük yetenekli olduğuna dair, oluşturduğu imaja karşılık gelmektedir. Kowalski ve Leory (19981) negatif imaj iddia etmeyi, zayıf ya da yardımsız imajı diğerlerinin çabasını boşa çıkarma imajı ve mental bir hastalığı varmış imajı olmak üzere üç kategoride ele almaktadır.

            Yapılmak istenmeyen davranışlardan kurtulmak, sorumluluklardan kaçmak için zayıf ya da yardımsızmış gibi imaj oluşturulmaktadır. Öğrencinin oluşturduğu zayıf imajı, duygusal destek almasına ve sorumluluklardan kaçmasına yardım etmesine rağmen ilerlemesine engel olmaktadır.

            Kabiliyetsizmiş gibi negatif bir imaj oluşturmak rakibinin çabasına zarar vermek için oluşturulmaktadır. Bu kişiler kendini zayıf rakip olarak göstererek karşısındakini kandırabilirler. Tenis turnuvasında bileğinin ağrıdığını ve elini iyi kullanamadığını ifade eden oyuncu, karşısındaki rakibini kandırmaktadır. Fakat, bu yaratılan imaj bazı durumlarda bireye zarar vermektedir (Kowalski & Leary ,1998);

 

a)      Rakibine oluşturduğu imajı inandıramazsa hilekar biri gibi algılanabilir.

b)      Düşük kabiliyetliymiş gibi negatif bir imaj oluşturduktan sonra gerçekten başarısız olursa, normalde olduğundan daha başarısızmış gibi algılanmaktadır.

c)      Yarattığı bu yanlış imajdan kendisi rahatsızlık duymaktadır.

d)      Rakibinin çabasını yarattığı imajla düşürmesine rağmen rakibi yenerse daha çok ızdırap çekmektedir.

e)      Yarattığı negatif imajdan kendini negatif etkilemekte ve toplum tarafından zayıf ve korkulu algılandığı için dışlanmaktadır.

 

Ruhsal bir hastalığı varmış gibi negatif imaj oluşturmak, bireyin sorumluluklarından ve zorlamalardan kaçmasını sağlamaktadır. Fakat imajı oluşturan hastalığın belirtilerinin sık sık tekrarlanmasına bağlı olarak ilerleyen zamanda bu belirtiler gerçek olarak yaşanmaktadır.

 

 

 

 

 

Hoşlanılma

            Bireyler için diğer insanlar tarafından hoşlanılmak ve uyumlu olarak algılanmak önemlidir. Çünkü hoşlanılma yaşama katkıda bulunmakta, diğer insanlarla olan iletişimi arttırmakta, daha fazla eğlenmeyi sağlamakta ve bir gruba ait olma duygusuna katkıda bulunmaktadır. Hoşlanılma amacı ile yapılan davranışlar genel olarak maladaptif onaylanma ve fiziksel çekicilik olmak üzere iki ana başlık altında ele alınmaktadır (Kowalski&Leary,1998).

 

Maladaptif Onaylanma

 

            Bireyin toplumda hoşlanılmak ve uyumlu algılanmak için oluşturduğu iyilik hali imajı onun toplum tarafından maladaptif onaylanmasına neden olmaktadır. Maladaptif onaylanma, araştırma ya da tedavi için yapılan girişimlerde başarısızlığa neden olmaktadır. Bunun yanında maladaptif onaylanma, bazı kültürlerde gençlerin yetişkinliğe kabul töreni adı altında bazı tehlikeli aktivitelerde bulunmasına ve genç kızların iffetli algılanmak için sekse karşı ilgisizmiş imajı oluşturmalarına katkıda bulunmaktadır (Kowalski&Leary,1998).

            Çocuk yaşta cinsel tacize uğramak mental ya da fiziksel hastalığa sahip olmak ve arkadaş grubu tarafından onaylanma amacıyla alkol ya da ilaç kullanmak utanç verici bir durum oluşturmaktadır. Bu bireyler ya da onların aileleri toplum tarafından içinde bulundukları bu durumdan dolayı dışlanacakları korkusuyla gerçek durumlarını dışarıya yansıtmamaktadırlar. Oluşturdukları temiz aile imajı onların toplum tarafından maladaptif onaylanmasına neden olmaktadır. Böylelikle bu bireylerin ve ailelerinin problemleriyle baş etmesi ve bu yönde bir tedavi görmesi engellenmektedir.

            Bazı kültürlerde gençler arkadaşları tarafından onaylanmak ve korkusuz olduklarını kanıtlamak için yetişkinliğe kabul törenleri yapmaktadırlar. Burada yapılan aktiviteler yaralanmalara ve hatta ölümlere sebep olmaktadır. Portekizli erkeklerde yapılan bir çalışmada, erkekliklerini kanıtlamak için yapılan bazı aktivitelerde bulunan 9-10 yaş grubu erkek çocukların, bunu, korkusuzluklarını kanıtlamak için mecbur olmalarına rağmen aslında onaylamadıklarını göstermiştir (alıntı, Kowalski&Leary,1998).

            Genç kızlar iffetli imajı oluşturma için evlenene kadar cinsel ilişkiden kaçınmakta ve sekse karşı ilgilerini gizlemektedirler. Aslında sekse ilgi doğaldır ama bu, topluma karşı yansıtılmamaktadır.

 

Fiziksel Çekicilik

 

            Fiziksel olarak çekici imajını oluşturma için yapılan davranışlar bireye davranışsal, duygusal ve fizyolojik olarak zarar vermektedir (Kowalski&Leary,1998).

            Bayanların zayıf, ince belli, kadınsı imajını oluşturmak için yememe ya da yediklerini geri çıkarma davranışı bulumya ve anoreksiya gibi psikolojik rahatsızlıklara neden olmaktadır.

            Bronzlaşmak için fazla güneşte kalmak ya da solaryuma gitmek cilt kanserinin oluşmasına katkıda bulunmaktadır.

            Cinsel partnerini ortaya çıkarmak, arkadaşlık bağını kuvvetlendirmek ve insanları şaşırtmak için vücudun çeşitli bölgelerine dövme yaptırılmaktadır. Buna benzer olarak ilgi çekmek ve seksi görünmek için piercing taktırılmaktadır. Çekici imajı oluşturmak için yapılan her iki davranış da vücutta alerjik reaksiyona ve enfeksiyon, cilt kanserine neden olabilmektedir.

 

                                                   

SONUÇ

           

            Hoşlanılma ve yetenekli algılanma için yapılan davranışlar, duygusal, davranışsal, fizyolojik ve kişiler arası problemler oluşturabilmektedir.

            Toplulukçu toplumlarda gruba uyum için bazı davranışlarda bulunulmaktadır. Toplulukçu bir toplum olan Türkiye’de maladaptif imaj örneklerini rahatlıkla görebiliriz. Ülkemizdeki gençler arasında da, özellikle arkadaş grubuna uyum sağlama amacıyla sigara ve alkol kullanımı oldukça yaygındır. Öte yandan çok sıklıkla karşılaşılmakta olan bir diğer mesele ise, genç kızların evlenene kadar iffetli imajını koruma için cinsel ilişkide bulunmamalarıdır. Burada da görüldüğü üzere kültür, imaj oluşturmada son derece etkili bir kavram olmuştur. Bu nedenle, imaj oluşturma ile ilgili yapılan ve daha sonra yapılacak olan araştırmalarda da kültür öğesi üzerinde durulmalıdır.

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

  • Kowalski, R. M.,& Leary, M.R.(1998). The Social Psychologhy of Emotional and Behavioral Problems.Washinghton: American Psychological Association.

 

  • Finch, J.F., & Cialdini, R.B.(1998). Another İndiract tactic of (self-) image management: Boosting. Personality and Social Psychology Bulletin, 15, 222-232.

  • Arkonaç , Ş.A. (1998). Sosyal Psikoloji. İstanbul: Alfa yayınları.

 

  • Demirtaş, H.A.(2004). Benlik Sunumu.Türk psikoloji bülteni, 10, 62-64.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını oku...
 
Kendini açma

Bu çalışmada “ kendini açma” davranışına ilişkin yayınlanmış bir çok makalenin inceleme çalışması yapılmıştır. Kendini açmanın ne olduğu, boyutları, kendini açma ve açmama nedenleri, kendini açmanın yararları ve bazen de zararlı olduğu bulgusu, kültürel bağlamda kendini açma, kendini açmanın sağlık açısından önemi, kendini açmada ilişki ve etkileşimin önemi gibi değişik boyutlar incelenmiştir.

 

 

ABSTRACT

In thiswork, many articles those are examined about self disclosure have been observed. Discretion of self disclosure and nondisclosure, the usage of self disclosure, the findings that self disclosure in the context of culture, the importance for healt, the importance of interaction and realition on self disclosure have been observed.

 

 

 

Devamını oku...
 
Polyannacılık bir oyun mu?

POLYANNACILIK BİR  OYUN MU?

 

         Yoğun bir anksiyete yaşamakta olan hastamın sorduğu ilk soru ben niçin herkes gibi mutlu olamıyorum? Ben niçin Polyannacılık yapamıyorum? Şeklindeydi. Hastamla konuştuklarımın kısa bir özetini sizlerle paylaşmak istedim.

 

Devamını oku...
 
SINAVLARA PSİKOLOJİK HAZIRLIK
SINAVLARA PSİKOLOJİK HAZIRLIK

     Sınavlardan hemen önceki şu son günlerde bütün  bir çalışmanın sonuçlanmasında olumlu etkilerde bulunacak bazı davranışlar içinde olmak gerekmektedir.
     Yıllarca süren yoğun çalışmaların 3.5 saatlik bir sınavla sonuçlandırılacak olması, sınava hazırlığın sadece bir boyutta değil; psikolojik yaklaşım gerektirdiğini de ortaya koymaktadır
Devamını oku...
 
Çocukluk ve Gençlik
KİTABIN ÖNSÖZ'ÜNDEN…

Yıllar önce çocuklukla gençlik arasındaki ince çizgide gezinirken matematik dersinden almış olduğum bir not hayatımın geri kalan bölümünün kökten değişmesine neden olmuştu. Sınıfta herkesin gözü önünde adeta yıkılmıştım.
Devamını oku...
 
SORULARLA HİPNOZ
Hipnoz nedir?

Zihinsel bütünlüğümüzün en önemli iki parametresi bilinç ve bilinçaltıdır. Sorulan sorulara düşünerek verdiğimiz cevaplar hep bilince atfedilir. Bir yere kadar doğru da olsa olayın bir de perde arkasında yer alan sessiz kahramanları vardır. Sahnede yer almazlar ama film onlarsız hiçbir anlam ifade etmez. İşte bu önemli kahramanların bulunduğu bölüme bilinçaltı diyoruz.
Devamını oku...
 
PANİK ATAK
Panik atağı, çoğu zaman kişinin sonunun geldiği duygusunun da eşlik ettiği, yoğun endişe, korku ya da dehşete düşme duygularının birden başladığı bir dönemdir. Bu ataklar sırasında nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi, soluğun kesilmesi ya da boğuluyormuş gibi olma duyumları ve "çıldıracağı" ya da kontrolünü kaybedeceği korkusu gibi belirtiler bulunur.
Devamını oku...
 
Hayal gücüyle incelmek kolay
Hayal gücüyle incelmek kolay

İngiltere'deki Metropolitan Üniversitesi Uzmanı Dave Smith'in çalışmaları ve araştırmalarından yola çıkan Denizlili doktor Haluk Alan, 'düşünerek zayıflama' metodunu geliştirdiğini söyledi. Dr. Alan, ''Zayıflamak için düşünmek ve hayal kurmak yeterli. Ekstra uygulamalara gerek yok'' diyerek şu bilgileri verdi: ''Yatağa uzanıyor, düşüncelerinizi yoğunlaştırıp hayal kurmaya başlıyorsunuz. Zihinsel olarak yapmak istediğiniz spor veya egzersizi düşünüyorsunuz. Bu uygulama sonunda hayal ettiğiniz hareketleri yapmış kadar enerji harcıyorsunuz. Bu da kişinin zayıflamasını sağlıyor.''
Devamını oku...
 
Basında Dr. Haluk Alan
1. KİTAP: Okulda ve Hayatta ZİRVEYE DOĞRU

Dünden Bugüne TERCÜMAN Gazetesinden Sn. Serdar ARSEVEN'in Kitapla ilgili olarak 14/ Şubat/ 2004 Cumartesi günki yazısını aşağıda okuyacaksınız.Sn.Arseven gerçekten mükemmel kullandığı türkçesi ile kitabın en önemli noktalarını okuyucularına duyurmuş.Kendilerine gösterdikleri ilgiden dolayı çok teşekkür ediyor ve sizleri yazıyla baş başa bırakıyorum;
Devamını oku...
 
Korkular
FOBİK BOZUKLUKLAR  (  KORKULAR  )
Fobi, kişinin yaşamını olumsuz yönde etkileyen, normalde korkulmayacak durum, nesne ve etkinlikler karşısında duyulan mantık dışı korkulara verilen isimdir. Kişi korkulmayacağını bilir, korkuyor olmasını anlamsız ve aşırı bulur ancak yine de korkar ve yaşamının etkinliğinin bozulmasının önüne geçemez.
Korkunun varlığı ya da olacağı hissi çeşitli savunma mekanizmalarını uyarır. Bunun dozu arttığında ortaya çıkan tablo bir anksiyetedir.
Devamını oku...
 
Depresyon
Dr.Haluk ALAN,

Tıbbi Hipnoz, Denizli Temsilcimiz,

GSM: 0 505 575 98 72
E-posta:
Devamını oku...
 
İnsan ruhu ve zaman
James Mann'dan çeviren Dr. Vedat Bilgiç


ZAMAN: BİLİNÇLİ VE BİLİNÇDIŞI
Zaman ile gerçek arasındaki bağlantı çözülebilir değildir. Kendimizi zamandan soyutlamak için gerçekten kopmamız veya zaman duygusunu yitirmemiz gerekir. Katagorize zaman ölçümü saatlerle ve takvimlerle olur. Var olan zaman ise tecrübe edilmiş içinde yaşanmış olandır. "her 'an' kırk bin yılın meyvesidir,günlere galip gelen dakikalar ölmek için pencereden evin içine uçan sineklere benzer ve 'an'lar ise zamanda açılmış birer penceredir".(Thomas wolfe).T.W zamanın anlamı üzerine duyarlılığı olan tarihteki büyük yazarlardan biridir. St. Augustine bir kişinin varlığını geçmişin hafızası ve geleceğin beklentisi olarak tanımlar. Bu tanımlama var olan şimdiki halin taslağına ihtiyaç duymaz. Psikanalizde, genetik ve adaptif bakış açıları zamanın bu boyutunu yansıtır. A.D. Weisman şunu belirtir: "duygusal gelişimin genetik versiyonu geçmiştir, adaptif bakış açısı ise gelecektir - genetik bakış açısı baştan başa duygusal gelişimin tekrarlayan temalarını tanımanın ve karşılaştırmanın bir yoludur." Zaman ve zamanın subjektif anlamı birbirinden ayrılmaz unsurlardır, onun için tüm hayat hikayeleri ve tüm önemli insan davranışları daima zamana bağlantılıdır.
Devamını oku...
 
Korku ve fobiler
Hazırlayan Selva Arslan

En gencinden en yaşlısına kadar hemen herkes endişe ve korku duygularını hayatlarının belirli dönemlerinde zaman zaman tecrübe ederler. Herhangi bir durum karşısında hissedilen rahatsızlık verici belirli bir endişe, yerini hiçbir zaman rahatlatıcı duygulara bırakmaz. Fobi haline dönebilen bu korku ve endişe hisleri, insanın hayattan en verimli şekilde en fazlasını koparabilme yeteneğini körelten önemli etkenler haline dönüşürler.

Belirli bir noktadan sonra insanın hayatını kontrol altına alabilen stres, korku, endişe gibi duygular, profesyonel doktor tedavisi öncesinde ve ötesinde bireysel çaba, yöntemlerle başa çıkılabilecek olgulardır. Düşünce ve duygularımızı, bizi kısıtladığı noktada kontrol ederek hayattan en iyi şekilde faydalanmamızın yolu ise, ilk olarak korku, endişe, fobi gibi terimleri doğru bir şekilde tanımlayıp kaynak ve teşhis noktalarını doğru bir şekilde değerlendirebilmekten geçmektedir.

Korku nedir? Korkuya sebep olan şeyler nelerdir? Niçin bazı insanlar korkusuzca uç kenarlarda gezinmekten hoşlanırken, bazı insanlar ise en ufak korku yaratıcı noktadan uzak durmaya çalışıyor? Korku ve endişe arasındaki fark nedir? Bir korku ne zaman bir fobi olarak nitelendirilir?
Devamını oku...
 
Anlam Açlığı
Alan Fricker'dan çeviren Seçil Uysal

Küresel bunalım bir anlam bunalımıdır- bizim dünyayı nasıl anladığımızın geçmişine bir yolculuktur. Yeni anlamın aranması birkaç seküler dünya yazarı tarafından bir noktada birleşme ve uygunluk sağlama prensibi ile keşfedildi. Bu yazarların dört tanesi özel, diğer ikisi ise iş dünyasındandır.
Teknoloji ve materyalizm, geleceğe, topluma ve ahlâksal değerlere karşı bir sorumluluk duymaksızın bize çıkarlarımızı gerçekleştirme imkânı verdi. Onlar, yanlış yaşam enerjisi yansıtır ve biz, anlam arayışının peşine düşeriz. Bizim doğuştan gelen istek ve arzularımız yaşanılan dünyayla anlamlı bağlantılar arayışına girer ve evrendeki büyük bir amaç ile uzlaşır. Gerçi bu amaçlar, içsel değer olarak kabul ettiğimiz, gerçeğin nesnel boyutları; sadece bize has olanlar değil, kolektif yaşamımızda da yer alan evrensel kurtuluş için gereklidir. Kâhyalık ve ortaklığın modern düşüncesi, kişisel dönüşümlerimize, yönetim sistemimizin dönüşümüne ve bağımsız yapıdan yönetim ve kontrol yapısına geçişe yardım eder.
Devamını oku...
 
ZAYIFLAMA YÖNTEMİ
DÜŞÜNEREK ZAYIFLAMA YÖNTEMİ

Bu  yöntem sadece bu tanımlamasıyla ifade edilebilecek basitlikte değildir.Düşünerek zayıflama darken biz düşünce gücünü ve dolayısıyla zihnimizi ve daha da önemlisi bilincimizi ve bilinçaltımızı kastediyoruz.Zihinsel yoğunlaşmayla elde edilebilecek yararlanımlar sadece zayıflama ile sınırlı değildir.
Devamını oku...
 
HİPNOZUN TANIMI

HİPNOZUN TANIMI

      Hipnoz, değişik bir "farkına varma" durumu olarak  tanımlanabilir. Birey çevreden kontrollü bir şekilde ayrılır. Kendisine verilen bilgi, hiçbir şekilde eleştirilmeksizin merkezi sinir sistemine ulaşır. Bireyin dikkati, hipnotizörler tarafından seçilen spesifik alana çekilir ve konsantre halinde devamlılığı sağlanır. Ayrıca, bireyin istenmeyen enformasyona karşı hassaslığı ve uyanıklığı da temin edilir. Trans durumu, kesif bir konsantre olma halidir. Fizyolojik ve operasyonel anlamda hipnoz, bireyin kendisi için hazırlanmış olan bir amaca ulaşması için, kesif bir konsantrasyona sahip olması ve onun uyanıklık halinde bazı değişimler yapılarak, kendine verilen uyarılar alınan bir cevaptır.3 Çeşit hipnoz vardır. Oto hipnoz, Spontan hipnoz, Formal hipnoz.Oto Hipnoz: Kesik bir konsantrasyon ve meditasyon ile sağlanır.
Spontan Hipnoz: Bireyin farkına varmaksızın oluşu. Formal Hipnoz: Bir diğer kişi tarafından oluşturulan
hipnozdur. Bu kişi bu alanda yetkisi ve yeteneği olan bir kişidir. Hipnozitör geleneksel bir uygulama ile bireyin uyanıklık halini değiştirmek için bazı şartları gerçekleştirir. Bizim burada üzerinde durup, değişik yönleri ile anlatımını yaptığımız, "Formal Hipnoz" dur.

 
KİTABIM HAKKINDA BİR KAÇ SÖZ DE BENDEN!...

    KİTABIM HAKKINDA BİR KAÇ SÖZ DE BENDEN!...

Gerek okul hayatında ve gerekse sosyal hayatta bizlerden beklenen şey başarılı olmaktır.Ve bizlerin de beklediği bundan farklı bir şey değil elbette.Okulda başarılı olmak, sınavları başarıyla geçmek, hatta dereceye girmek… Hayata atıldı isek belli bir kariyere, makam ve mevkiye saygın bir konuma ulaşabilmek…

Başarmak ve mutlu olmak…Başarıya ve zirveye doğru çıkan yol boyunca ihtiyaç hissedeceğiniz hemen her türlü bilgi bu kitabın içinde yer alıyor.Ya mutluluk? Mutluluk başarıdan bir kademe üstte farklı boyutlarda düşünce ve “iç bakışlara”  ihtiyaç gösteren bir konumdadır.O, aslında sizin içinizde, düşüncelerinizde ve benliğinizde…Ama eğer başarı yollarını iyi bellerseniz bilin ki, mutluluğa da adım adım yaklaşıyorsunuzdur.
Bu tamamen size bağlı, düşüncelerinize, isteğinize, inancınıza…
Devamını oku...
 
Kendi önünüzden çekilin

Kendi önünüzden çekilin

Bir dostumla hoşbeş edip yemek yiyoruz. Bana son zamanlarda dinlediği bir semineri ballandırarak anlatıyor. 'Kişisel gelişim' seminerlerinden bir tanesi daha. 'Senin aklında ne kaldı bu seminerden?' diye soruyorum.'Kendi önümüzden çekilmemiz lazım' diyor. Bingo! Milletçe kas geliştirir gibi kişilik geliştiriyoruz. Meddahlık yeteneği ileri psikologların huşû içinde dinlenildiği seminerler, 'yaşam koçluğu', kuzey Amerika'nın kolaycı formülleriyle şişirilmiş kişisel gelişim kitapları derken gelişim ateşiyle yanıp kavruluyoruz! Bu memlekete akıl sır ermiyor. Kristal gibi, bir yanda en pespayesinden 'içini göster, yaralarını göster, bununla rahatla' programları, öte yanda 'sen aslında başka birisin, potansiyellerini harekete geçir' diyen gelişimciler. Ne oldu, ne oluyor da 'kişisel gelişim' bizi bu kadar ilgilendiriyor? Yüzeysel sloganlar, 'hadi aslanım, hadi koçum' gazlamaları, hayata dair o sahte bilgelikler..bütün bunlar neden şimdi alıcı bulmaya başladı? Moderniteyle birlikte 'benliğin yükselişi'ne tanıklık ediyoruz.

Devamını oku...