...:::Dr.Haluk Alan'ın ile Hipnoz:::...
..............................................................................................................
Hipnoz nedir?
Hipnoz, Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğünde şu şekilde tanımlanmış; "Sözle, bakışla telkinle sağlanan bir çeşit uyku durumu, hipnotizma." Lee Pulos'a göre, hipnotik trans; "telkin alma kabiliyetinin arttığı değişik bir bilinçlilik halidir." W.W.Hewitt'e göre; "hipnoz, gündüz düşü görme halidir. Bir fizyolog olan Dr Muhterem Ercan'ın kitabındaki tanımlamayla; " Hipnoz; uygulanan hipnotik telkinler sonucu görülen normal mutat durumlardan farklı spesifik bir fizyolojik hal'dir". Hangi tanımlamaya bakarsak bakalım hipnozun temel yapısının telkinler üzerine kurulu olduğunu görürüz. Hipnotik transı bir enjeksiyon işlevine benzetirsek, nasıl ki içi boş bir enjektörü zerk ettiğimizde hastayı tedavi edemiyorsak, hipnozu da telkinsiz bir şekilde kullanmak bir anlam ifade etmeyecektir. 
Hipnoz telkinlerle vardır. Bu yüzden hipnotik transda sujeyi (hipnoza giren kişi) belli bilinç seviyesine getirdiğinizde (alfa seviyesi) verecek olduğunuz olumlu telkinlerle amaçları doğrultusunda yönlendirebilir, motivasyondan bazı sağlık sorunlarına kadar geniş bir alanda o kişiye yararlı olabilirsiniz. Suje hipnozda iken, bilincini ve farkındalığını yitirmez. Üstelik, hipnoz halindeki kişi, uyanık halinden çok daha iyi zihinsel ve fiziksel başarı gösterebilmektedir.  Bazı yayınlarda "uyku durumu" tanımlaması geçtiği ve bir çok filmde hipnoza girenlerin sanki bir zombiye döndüğü gösterildiği için bir çok yanlış anlaşılma olmaktadır. Kişiler hipnoza girdiklerinde bilinçlerini kaybederek kendilerinden geçip, farklı bir aleme yolculuk yapacaklarını zannederler. Bu mümkün değildir. Gösteri amaçlı yapılan bütün etkinliklerde özellikle kişinin bilincini kaybettiği gibi bir imaj verilmektedir. Oysa gerçek şudur; kişi alfa frekans düzeyine geldiğinde telkinlere duyarlı olur ama bilincini kaybetmez. Ahlak dışı, yasa dışı bireyin değer yargılarına aykırı bir durum söz konusu olduğunda kişi hipnozdan çıkabilir.
Son 7 yılı aktif olmak üzere yaklaşık (2008 yılı itibariyle) 9 yıldır hipnoz yapıyorum. Eğer hipnoz yapan kişi olarak elimde farklı güçler olabilseydi ve ben bunları hipnoza giren kişinin bütün karşı çıkmalarına rağmen istediğim şekilde kullanabiliyor olsaydım herhalde Türkiye'nin değilse bile bölgenin en zengin adamı olurdum. Çünkü, bana müracaat eden tekstil fabrikatörlerinin sadece 2-3 tanesinin banka hesaplarını kendi üzerime transfer etseydim bu bana yeterdi.
Hipnoz, medya dünyasında öylesine kötü örneklerle anlatılıyor ki buna rağmen yine de cesaretini toplayıp son bir ümitle müracaat edenlere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sanıyorum dünyada hiçbir şey gerçek yapısından bu denli ters gösterilmemiştir. Hekiminden, psikoloğundan film yapımcısına kadar çok geniş bir alanda insanların hipnoza bakışlarında yaşanan tutarsızlığın temel nedeni bence, eğitim ve bilgi eksikliğidir. Ama burada asıl talihsizlik, bilgisizliğin farkında olmamaktır. Hipnozun bir işe yaramadığını kendilerince ileriye süren  kişiler, hipnoz hakkında hangi çalışmayı yaptıklarını, hangi yayını okuduklarını ve hangi uygulamayı yaparak ters bir sonuç elde ettiklerini ve bu yüzden kullanılmasının sakıncalı olduğunu açıkça ifade etmelidirler. Öyle karşıdan sallamakla olmaz. Bu tip kişiler bilmediklerini ve okumadıklarını açıkça itiraf etme cesaretinden bile yoksun, kıskanç yapılı, ön yargılı, dar görüşlü, değişime ve gelişime kapalı ve maalesef bilimin merak ve ilgi güzelliğinden nasipsiz şahsiyetleridir. Bizdeki bağnaz yapının aksine batı dünyasındakiler durmuyor. Çalışma üstüne çalışma yapıyor ve onları yayınlıyorlar.
İşte onlardan (eski de olsa) birinin, T.X.Barber'in hipnozun yapısına ilişkin araştırma sonuçlarını gelin beraberce okuyalım:
"    "Hipnoz sağ beyin aktivitesi ile ilişkilidir.
"    Hipnozun büyük bölümü insanların öğrenebileceği bir yetenektir. (Yani siz de pek ala yapabilirsiniz).
"    Tüm hipnotik translar esasında oto-hipnozdur. (diğer adı, kendi kendine hipnoz).
"    Hipnotik durumdan kişisel olarak yararlanmak için gizemli indüksiyon tekniklerine gerek yoktur. (önünüze geçip, saat sallamak gerekmiyor… ya da bir Hindistan gurusuna ihtiyacınız yok!)
"    Hipnozun nasıl bir fenomen olduğunu tecrube etmek için kendinden geçmek ve derin transa girmek gereksiz bir davranıştır" (akt. Özakkaş, 1993). (Hipnozun nörofizyolojik yapısına yönelik bazı literatür bilgilerine Hekimler Yayın Birliğince yayınlanan "Temel Psikiyatri (2008)" kitabından, Hipnozun klinik uygulamalarına yönelik çalışmaları da "Klinik Hipnoz" kitabından ulaşabilirsiniz.)

Hipnozun kısa tarihçesi
Hipnozun tarihçesi üzerine yapılan araştırmalar, çok eski tarihlerden beri hipnozun bilindiği ve uygulandığını bize göstermektedir. Hipnozun uzun geçmişi M.Ö. 5000 senelerine kadar uzanır. Mısır uygarlığı, Yunan mitolojisi ve kadim kültürlere dek  köklü bir geçmişe sahip olan hipnozu,  Hipokrat, İbn-i Sina, Newton ve son 200 yıllık bilimsel  hipnoz tarihinde Charcot, Babinski, Mesmer, Braid, Pavlov, Freud ve Milton Erickson'a kadar bir çok kişinin inceleme ve uygulama alanına aldıklarını görüyoruz. Hipnotik transla ilgili olarak ilk kez  hipnoz sözcüğü İngiliz Doktor Braid tarafından kullanılmıştır. Braid hipnozu Yunan mitolojisinde uyku tanrısı olarak bilinen "hypnose" den esinlenerek söylemiştir. Modern tıpta hipnozun kullanımı Mesmer ile başlamıştır. 1714-1815 tarihleri arasında yaşayan Viyana'lı tıp doktoru Mesmer'in yaptığı mıknatıslı çubuk çalışmaları, tıp dünyasında hipnotik transla ilgili tartışmaların başlamasına neden olmuştur. Arada yapılan ve hatta yayınlanan bazı çalışmaların dışında, hipnozun tıpta bir teşhis ve tedavi metodu olduğu saygın ve etkin tıp dergileri olarak bilinen; British Medical Assosition ve American Medical Assisiation tarafından da sırasıyla, 1955 ve 1958'de kabul  edilmiştir. Bununla birlikte artık hipnoz, bir çok gelişmiş ülkenin üniversitelerinde bir bilim dalı olarak görülmüş, bir çok araştırmaya konu olmuştur. Bu konuda halen yayınlarını sürdürmekte olan bir çok saygın dergi ve kitap bulunmaktadır.
Ülkemizde Dr. Cengiz Tan, Prof. Dr. Recep Doksat, Turan Cengiz, Ali Eşref Müezzinoğlu, Dr. Tahir Özakkaş, Psik. Tuncay  kitapları ve daha bir çok hekim ve psikoloğun makaleleri bulunmaktadır. Halen editörlüğünü sürdürdüğüm ve yılda 2 kez yayınlanan Tıbbi Hipnoz Bülteni de bulunmaktadır. Ülkemizde Üniversite bazında ilk çalışmalar Yedi Tepe Üniversitesinde başlamıştır. Halen bu çalışmalar İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde Dt. Ali Eşref Müezzinoğlu yönetiminde devam etmektedir. Ayrıca hocam Dr. Tahir Özakkaş yönetiminde yoğun bir Psikoterapi ve hipnoz eğitimleri vermekte olan Psikoterapi Enstitüsü'de hipnozla ilgili eğitim ve terapilerine devam etmektedir. Halen ülkemizde, benim de içinde yer aldığım bir grup hekim ve psikolog tarafından psikoterapilerde hipnoz kullanılmaktadır.
Hipnotik Trans Halinde Meydana Gelen Değişiklikler
Hipnotik trans halinde bir takım fizyolojik değişiklikler meydana gelmektedir. Hipnotik transtaki kişilerde, kas gevşemesi, beyin grafisinde(E.E.G) değişiklikler, solunumda yavaşlama, ve göz kapaklarında seyirmeler olabilmektedir. Hipnotik transın derinliğine bağlı olarak meydana gelen değişikliklerde de farklılıklar yaşanmaktadır. çoğu suje derin hipnoza girmediğinde, hipnoza hiç girmediğini iddia etmektedir. oysa hipnotik telkinlerin alınması ve hipnoterapi için böyle bir durum gereksizdir. Hipnoanestezi dediğimiz hipnozla lede edeilen anesteziyle ameliyatların planlandığı durumlar dışında derin hipnoz hipnoterapi için bir zorunluluk değildir. Derin hipnoz herkeste oluşturulabilecek bir durum da değildir.
Hipnozda görülen E.E.G. dalgaları uyku ve uyanıklık halindeki traselerden daha farklıdır. Hipnotik trans halindeki alfa dalgaları,  dikkat ve bilincin arttığı durumdaki alfa dalgalarına benzemektedir.
Trans kelimesi ilk bakışta bazen yanlış anlaşılabilir. Hipnotik transa giren kişi kontrolünü tamamen kaybetmez. Konuşma ve hareket gibi motor fonksiyonların kontrolü hipnozitör tarafından sağlanırken, ruhsal otokritik ve olayları değerlendirme mekanizması sujede aynen devam etmektedir. İçben kontrolünü hiçbir zaman kaybetmemektedir. Bazı kişiler hipnotik transı her yönü ile bir robotluk hali olarak kabul ettiklerinden bu durumdan çekinirler ve korkarlar". Ama gerçekte böyle bir durum söz konusu değildir. Kişi bilincini kaybetmemektedir. Ahlak ve yasa dışı gibi normal şartlarda da kişinin ters tepki verebilecek olduğu durumlara kişi hipnoz altındayken de aynı tepkiyi verebilir. Suje bir robotla (zombiyle) kıyaslanmayacak kadar kendindedir.
Hipnozun şimdiye kadar tespit edilebilen ciddi bir komplikasyonu ve yan etkisinden söz edilmemiştir. Hipnozla tedavide zaten hekim ve psikoloğunuz size uygunsa bu terapiye başlayacak aksi takdirde bu terapiyi üstlenmeyecektir. Ancak kendini hekim ya da psikolog olarak pazarlayan bazı düzenbazlar, parayla satın aldıkları sözde sertifikalarla hipnoz yaptıklarını iddia etmektedirler. Bu kişilere güvenilmemelidir. Arabanızı, belki 10-15 milyar liraya aldığınız arabanızı, araba bakımını sadece karşıdan izleyen bir kasaba götürür müsünüz? Ama eğer yapıyorsanız; bir hekim ya da psikolog olmayan birine bütün bir ruhsal dünyanızı açtığınızda başınıza gelecekleri de peşinen kabul etmiş sayılırsınız. Son yıllarda her tarafta bir NLP uzmanıyla karşılaşıyoruz. Her kim olursa olsun eğer zihin ve ruhsal dünyanızla ilgili size bir şeyler yapacaksa önce alt yapısının ne olduğuna bakmalısınız. Doktor mu?, psikolog mu? Psikoloji üzerine çalışmış mı?, hipnoz yapabilirliği sertifikalandırılmış mı? Sadece motivasyon ya da kişisel gelişim üzerine çalışıyorum dese de buna kanmayınız. Öyle sorunlar çıkıyor ki, sonra düzeltmesi baştaki hastalıktan çok daha zor oluyor. Alt yapıdaki boşluk, kişinin dağılmasına neden olabiliyor. Bu konuda gerçekten dikkatli olmalısınız.
Kuşkusuz hekim ya da psikolog olduğu halde sırf ticari kaygılardan dolayı abartılı iddialar yapmayanlar yok değil. Burada da dikkatli olunmalıdır. Ne hekimlerin ne de psikologların elinde sihirli bir değnek yoktur. Öyle bir seansta bir günde panik atak tedavisi, sigara bırakma ya da bilmem ne motivasyonu olmaz. Bir hekim hastasını görmeden muayene etmeden hastalığı hakkında yeterince bilgi sahibi olmadan bu konuda karar veremez. Hastalık yok hasta vardır. Her panik bozukluğu hastası aynı değildir. Her motivasyona ihtiyaç duyan kişi aynı sorunları yaşamıyordur. Birinde basit bir iletişim, küçük bir ayrıntı sorunu çözebilirken, bir diğerinde günler alan seanslar gerektiren terapilere ihtiyaç vardır. Özellikle internetin hayatımıza girmesiyle birlikte, bazı çıkarcılara gün doğmuş oldu. Deyim yerindeyse, tüfek icat oldu mertlik bozuldu. Öylesine kafa çelen ve yalan yanlış bilgiler var ki, bazen şaşırıp kalıyorum. "Tek seansta panik atak tedavisi" yazan ve üstelik de bir hekime ait olan site var. Bu bana biraz da komik (Tirajikomik) geliyor; "tek atışta vurur abiii gel, gel!!!, en iyi silah bizdeee!!!" Hayret etmemek mümkün değil. Eski ve kökleşmiş alışkanlıklardan, bir yaşam boyu süren hastalıklardan bir çırpıda kurtulmak, bir seansta uzaklaşmak mümkün değildir.  Bunların ayırımı da bilgili ve dahi ilgili olan hastalara kalıyor. Bir sorunla karşılaşılıyorsa bunu hipnozda değil öncelikle sizi hipnoza alan kişide aramalısınız. Yoksa yetkin  ve bilgili bir hekim ya da psikolog tarafından yapılan hipnozla tedavinin bilinen bir yan etkisi gözlenmemiştir.
Daha çok hipnozu yapan kişileri ilgilendiren; hipnoz teknikleri, hipnoz evreleri gibi bilgileri geçerek burada konumuzla alakalı olan oto-hipnoz diğer bir değişle, kendi kendine hipnoz konusunda sizlerle bazı bilgileri paylaşmak istiyorum.

Kendi kendine hipnoz
Bir bireyin kendi kendini hipnoza  almasıyla sağlanan durumdur. Kısaca oto- hipnoz da denir. Buradan anlaşıldığı kadarıyla, hipnoz aslında öğrenilebilir bir yöntemdir. Burada kullanılan hipnotik telkinlerle kişiler sorunlara çare bulmaya çalışmaktadırlar. Özellikle sınavlara yönelik, şirket içi çalışmalar ve spor alanında itici güç olarak kullanılmaktadır. Bu gibi durumlarda bireyin kendisi de oto-hipnozu gerçekleştirebilmektedir. Genelde derin hipnotik transa gerek duyulmayan durumlarda, hipnoz sırasında verilen olumlu telkinler gerekli motivasyonu rahatlıkla sağlamaktadır. Ancak tedavi amaçlı hipnozlarda kişi önce bir hipnozitör tarafından hipnoza alınmalı, kendi kendine hipnoz konusunda yetkilendirildikten sonra bu uygulamaya geçmelidir.
Kişinin kendi kendine yapacak olduğu hipnozlarda kimi zaman sorun yaşanmaktadır. oto hipnozun nasıl yapılacağı öğrenilmiş olsa da kısa sürede pes etmek, hipnoza çok farklı ütopik anlamlar yüklemek gibi nedenlerle kişiler ısrarla uygulama yapmak yerine vazgeçmektedirler. Bu durumda oto- hipnoz başarılamamakta ve gerçekte müthiş olumlu etkileriyle kişinin yaşamında büyük değişiklikler yapılabilecekken, önemli bir terapi yöntemi çöpe atılmaktadır.  3-5 deneme yapıldıktan sonra ısrarla meydana gelen küçük değişikliklere dikkat etmelisiniz, bugünün küçük ilerlemeleri, yarının kocaman adımları olacaktır. Sessiz ve sakin bir ortamda, dinlenmiş bir konumda ve olumlu telkinlerin eşliğinde oto-hipnozlar genel olarak başarıyla gerçekleştirilirler.
Oto-hipnoza girişte öyle tumturaklı ve efsunlu sözlere, mistik ya da doğa üstü güçlere ve gereçlere gerek yoktur. Hayal kurmayı becerebilen herkes hipnoza dahil olabilir. Hipnoza girişte hipnozitör için gerekli olan indüksiyon yöntemleri oto-hipnoz yapacak kişiyi bağlamamaktadır. Siz ilerleyen sayfalarda okuyacağınız üzere, gerekli ortamı sağlayıp, şartlarını yerine getirdiğinizde kendi kendinize yapacak olduğunuz hipnozdan da yarar görebilirsiniz.
Oto- hipnoz verdiğimiz danışanlarımızdan aldığımız en sık şikayet, kendi kendilerine yaptıkları hipnozla burada bizim yaptığımız hipnoz arasındaki konsantrasyon farkıdır. Bu doğal bir durumdur. Kişinin kendi kendine yapacak olduğu hipnozla, hipnozitörün yapacak olduğu hipnoz arasında konsantrasyon farkı oluşabilir. Hipnoza psikolojik hazırlık bakımından bile arada fark vardır. Kendi kendine hipnozda bilincin frenlerinden kurtulmak pek o kadar kolay olmaz. Ama diğerinde zaten hipnoz olmaya hazırsınızdır. Hipnozu yapacak olan kişi de sizin için bir otorite figürüdür. Ona inanmak ve bu konudaki becerisini kabul ederek o koltuğa uzanmak bazı şeyleri daha kolay hale getirmektedir. Ancak bu demek değildir ki, siz oto-hipnoz yapamayacaksınız ya da hipnoz yapmakta başarılı olamayacaksınız. Israrla üzerinde durur ve onu hiç değilse bir alışkanlık haline getirecek kadar (21 günden az olmamak kaydıyla) çalışmaya devam ederseniz, sonuç alacağınızdan eminim.
Hipnozdan yarar elde etmek için derin transa gerek olmadığı bilinmektedir. Ancak bir çok hasta daha kısa sürede sonuç almak (!), düşüncelerindeki büyülü hipnoz olgusunu tatmak ya da başka bazı nedenlerle, bir başka dünyanın havasını teneffüs etmek arzusuyla derin transa girmek istemektedir. Hayallerini süsleyen tedavi sonucuna ulaşamayınca ilk istekleri, şöyle bir hipnoza girmek ve tüm olanlardan uzaklaşmak olmaktadır. Oysa hipnoz büyülü ve mistik bir durum değildir. Fizyolojik bir olaydır. Hayalleri süsleyen bu ütopik düşünceler, sadece bu konuda bilgi sahibi olmayan kişiler tarafından yapılan filmlerde olur. Gerçekte ve özellikle tedavi amaçlı hipnozda böyle bir durum söz konusu değildir. Tedavide derin transın gerekli olup olmadığı ile ilgili Dr. Tahir beyin görüşleri şöyle: "Hipnozdan fayda sağlamak için derin transa dalmak gerekli değildir. Zaten çoğu zaman bu olay vuku bulmaz. Zamanın bir kısmında kişi hipnotik deneyi anımsayıp anlatabilir. Zihinle ilgili bir bölüm hipnoza girerken, diğer bir bölüm de onu gözleyebilir. Takip eder ve deneyi nakleder. Bundan dolayı hipnoz durumunda kontrolün tamamen kaybı söz konusu değildir. Bugün uygulayıcılar şu görüştedir; tedavide yararlı sonuçlara ulaşmak için derin bir hipnotik transa fazla bir ihtiyaç yoktur. Kişi sağ beyin yarım küresi düşüncesi içerisinde olduğu sürece hipnoz, istenmeyen alışkanlıkları değiştirmede kullanılabilir".
Hipnozun gerçekleşmesi için şu dört öğenin bilinmesi gerekmektedir.
1- Olumlu bir tutum içinde olunmalıdır. Kitabın bazı yerlerinde belirttiğimiz 3İ+1S kuralı burada da geçerlidir. İhtiyaç- İstek- İnanç ve Sabırla uygulama. Önce hipnoza ihtiyacınız olduğunu fark etmelisiniz. Bu tedaviyi istemelisiniz. Bu konuda bir talebiniz olmalı. Hipnotik tedavi yönteminin sorununuza çare olacağına ve bunu başaracağınıza inanmalısınız. Öte yandan, kendinizi bir şeyi yapabileceğinize inandırdığınızda o işin zorluğu önemini kaybeder ve siz eğer gerçekleşmesi fiziksel anlamda imkansız değilse, onu mutlaka başarırsınız. İnanç bu denli önemlidir. Bu yüzden olumlu tutum içinde olmak, yolunuzu daima açık tutacaktır. Bu üçlüyü sabırla yapmaya devam edeceğiniz egzersizler ya da seanslar takip edecek bu takdirde, hipnozdan yarar görebilirsiniz.
2- İmajinasyon: hipnotik transda yönlendirilmiş imgelem ile hedefe daha kolay ulaşmak mümkündür.  Bir şeyin imajinasyon altında hayalden canlandırılmasıyla  onun gerçekten yaşanması ya da görülmesi arasında hafızada kalıcı iz bırakması açısından her hangi bir fark yoktur. Beyin gerçek yaşanılan ile bütün ayrıntılarıyla hayalen canlandırılan arasında her hangi bir ayırıma gidememekte, imajinasyonu da bir gerçekmiş gibi kabul etmektedir. Ama burada imajinasyonu hareketsiz, basit bir fotoğraf karesi olarak değerlendirmeyin. Gerçekmiş gibi üç boyutlu bir animasyondan söz ediyoruz. Hayalinizde bir gülü canlandırıyorsanız; gülün kadifemsi dokusunu, elinizde bıraktığı hissi, dalındaki dikenlerin elinizde bıraktığı acıyı ve hatta kokusuna varıncaya kadar gülü herşeyiyle yaşayabilmelisiniz. İşte o zaman beyniniz aslında sadece hayalinizde canlandırdığınız gülü gerçekten görmüş, dokunmuş ve koklamışsınız gibi kabul edecektir. Bunu bir başka örnekle açıklayabiliriz. Bazı rüyalar kabusumuz olur. Arkanızdan biri kovalıyordur. Müthiş çaba sarf etmenize rağmen, ayaklarınız son derece hareketliyken bile bir türlü ilerleyemediğinizi görürsünüz. Nihayet tam yakalanacakken, bir şey olur ve siz uykunuzdan uyanırsınız. Ve derin bir ohhhh! Çekersiniz. Ağzınızdan şu kelimeler dökülür; - bereket ki, rüyaymış. Ya gerçek olsaydı karizmayı çizdirmiştik… bu arada bir şeyin farkına varırsınız; evet yaşadığınız bir rüyaydı ama hala kalbiniz heyecanla küt küt atmakta, bacaklarınızın bağı çözülmüş titremekte ve siz kan- ter içinde bulunmaktasınız…tıpkı gerçek gibi değil mi? Rüyada yaşanılanların algılanması ile hayalen canlandırılanların algılanması aynı şeydir. Vücut rüyaya ne tepki veriyorsa, gerçeğe yakın bir şekilde yapılan canlandırmaya da aynı tepkiyi verecektir.
3- Sizi saran gerçekten sıyrılarak, iç dünyanıza açılın. Hipnoz, kişiyi bilincin frenlerinden kurtarmaya yarar. Belirli hipnoza giriş yöntemleri (indüksiyon) ile kişi hipnotik transa girerken, dış dünyanın gerçeklik duygusundan uzaklaşmakta, zihnini hedeflediği amaca doğru yönlendirerek hipnotik duruma girmektedir.
4- Zihinsel gerçeklerle ilişkiye geçme. Bilincin frenlerinden kurtulmak yeterli değildir. Dış gerçeklikten kopmak hipnotik transın temel özelliği olsa da iç gerçekliğe yönelmek ve onunla iletişime geçmek gerekmektedir. Bu durum sanki dış dünyayı simgeleyen sol beyin ile iç dünyayı simgeleyen sağ beynin karşılıklı bir savaşı gibidir. Hipnozda sağ beyin hakimiyeti söz konusu olmaktadır.
Hipnoz hakkındaki mistik ve abartılı düşünceler
Hipnoz hakkındaki mistik ve abartılı düşüncelere Dr. Tahir beyin verdiği cevapları yer yer  kısaltarak, bazı yerlerde de eklemelerde bulunarak buraya almak istiyorum.
1- Hipnoz sırasında kendimi ve kontrolümü kaybedeceğim. Hipnoz bildiğimiz gibi bir uyku hali değildir. Onun için hipnotik trans esnasında iken asla benliğinizi kaybetmezsiniz. Öylesine rahatlar iç düşüncelerinizle ve deneyimlerinizle o kadar bağdaşırsınız ki, çoğunlukla farkında olduğunuz ümitsizlikleriniz, dalgınlıklarınız önemsiz olur. Bununla birlikte eğer acil bir ihtiyaç varsa veya ele almak zorunda olduğunuz gerçekten önemli bir şey hatırlarsanız normal düşünce şekline derhal geri dönersiniz.
İki yüz yıllık bilimsel hipnoz çalışmalarında hipnotik tedavinin başarıları ile ilgili olarak kolayca vazgeçilemeyecek deliller mevcuttur. Hipnotik trans altında insanların benliklerinin kaybolacağı korkusunu doğrulayacak veri yoktur./…/ Kaldı ki, oto- hipnozda hipnoza girmek için kendi kendinize izin veriyorsunuz. Bu nedenle hipnozu istediğiniz zaman durdurabilirsiniz. Hatta başka biri sizi hipnoz ettiği zaman önerilenleri reddedebilir, ihtiyaçlarınız doğrultusunda değişime tabi tutabilirsiniz.
2- Hafızamdaki kötü anılarla temasa geçeceğim. Onların hakkında düşünmesem iyi ederim. Tam tersine, hipnoz aracılığıyla istenmeyen düşüncelerden dolayı üzülmemeyi öğrenebilirsiniz. Gerçekte, oto-hipnoz ile geçmişinizi düzeltmeyi bile öğrenebilirsiniz.
Kendi kendine hipnoz ile geçmişinizi, şimdiki bilgi, diğer amaç ve tecrubeleriniz ile uyuşturabilirsiniz. Geçmişteki tecrubeler, hareketler ve olaylar hatıranızın yalnızca bir parçası olduğu için istediğiniz her hangi bir şekilde düşünebilmek için kendi kendinize hipnozu kullanabilirsiniz.
3- Hipnoza girdikten sonra çıkamayacağım. İki yüz yıldan beri milyonlarca insan hipnoz edildi, bir o kadarı da kendi kendine hipnoz yapmayı öğrendi ve uyguladı. Hipnozdan çıkamadığı tespit edilen tek bir vaka yoktur. Aksine, hipnozda en kolay şey hipnozdan çıkmaktır. O sırada hipnoz yapan kişiye bir şey olsa dahi, siz zaman içerisinde kendiliğinizden hipnozdan çıkabilirsiniz. Bu konuda en ufak bir şüpheye yer yoktur.
4- Hipnozitörün elinde oyuncak oluyor muyum? Bu tip bir kuşkuyu taşımakta elbette haklısınız. Hele hele ülkemizde şarlatanca hipnoz uygulamalarını gördükten sonra… Bilindiği gibi bir bilim olan hipnoz, ülkemizde üniversitelerin dışına atılmıştır. Üniversite dışındaki bir kısım insanlar hipnozun bazı fenomenlerini kullanarak insanları etkilemek istemişlerdir. Hipnotik indüksiyon tekniklerini çok iyi kullanan bu özel yetenekli şahıslar sık sık şovlara çıkmaktadır. Bu şovlar esnasında seyirciler arasında fiziksel ve mental olarak uygun gördükleri kişileri seçerek onları hipnotik transa sokmuşlardır. Bu sujeler üzerinde akla gelmedik şaklabanlıklar yaparak seyircileri gülmekten kırıp geçirmektedirler. Erkekleri kadın kılığına sokmak, kadınları erkekçe davrandırmak, sujelerin vücut organlarını kaybettirerek onların şaşkınlığını seyretmek, isimlerini unutturmak ve bebeklik dönemlerine göndermek, izleyiciler için oldukça ilginç ve enteresan olsa gerek.
İşte bu olumsuz gözlemleri yaşayan sujeler, hasta olarak gittikleri hipnologların da kendilerine bu şekilde davranacaklarını düşünerek ileri derecede rahatsız olmaktadırlar.
Bilim çevresinde insanlara yardım ve hipnotik fenomenlerin bilimsel araştırmasını yapan gerçek hipnologlar (hekim ve psikolog olmak kaydıyla) için böyle bir şey elbette söz konusu değildir.
5- Öyle güçlüyüm ki, beni kimse hipnotize edemez. Eğer hayal görebilirseniz hipnozdan yararlanabilirsiniz. Daha önce belirtildiği gibi 3İ+1S kuralını yerine getirmelisiniz. Hipnoz hakkında olumlu ve açık bir tavrınız olmalıdır. Eğer çok güçlü bir iradeyle hipnoz edilemeyeceğinize inanıyorsanız o zaman haklısınız. Ancak bazen bunun tam tersi de geçerli olmaktadır. Hipnoz olmaya direnenlerde Ericksonien yöntemle hipnoz yapılabilmektedir. Hipnozun gerçekleşmesi bir yere kadar hipnoz yapan kişiye bağlıdır. Sizi bir hipnozitör hipnoza alamadıysa bir başkası alabilir. Eğer yukarıdaki kuralı yerine getiriyorsanız, zaten aykırı durumlarla cebelleşmenin bir anlamı olmaz. Kural yerine getirilmeyecekse zaten hipnoz olmanıza gerek de yoktur. Hipnoz yapabilirlik bir güç gösterisi olmadığı gibi hipnoza direnmek de bir beceri değildir. İstemiyorsan olmazsın bu kadar!

:::Hipnoz ile ile ilgili diğer yazılar:::
:::Kimler hipnoza girebilir:::
:::Eğitimde hipnoz:::