Dr.Haluk ALAN

İLE SAĞLIKLI BİR YAŞAMA MERHABA

  • Hipnoz Tedavisi Denizli
  • Hipnoz Tedavisi Denizli
  • Hipnoz Tedavisi Denizli
  • Hipnoz Tedavisi Denizli
  • Hipnoz Tedavisi Denizli
  • Hipnoz Tedavisi Denizli
  • Hipnoz Tedavisi Denizli
  • Hipnoz Tedavisi Denizli
Aşırı Şişmanlıkta (Obezite) Hipnoterapi Yazdır

JOHAN VANDERLINDEN

Sjosef Merkez Üniversitesi, Belçika

Çeviren: Dr. Haluk ALAN

GİRİŞ

Bu bölümde, hipnozun aşırı şişmanlığın (obesite) tedavisindeki yerine; olanaklarına ve sınırlarına ve hipnoterapötik tekniklere göz atacağız. Hipnozun ayrı bir tedavi olarak tek başına şişmanlık tedavisinde kullanılmasının ötesinde, örneğin; davranış veya aile terapisi gibi hipnoterapötik tekniklerin, daima var olan terapötik bir modelle kombine edilmesi gerekir. Günümüzde, biyolojik ve psikolojik faktörlerin kombinasyonda rol alabileceği varsayımıyla, yeme problemlerinin gelişiminde, patojenik faktörler gibi hipnoz da çok boyutlu yaklaşımın daima bir parçası olmuştur. Bizim kendi yaklaşımımız (Vanderlinden, Norré & Vandereycken, 1992) direktif terapinin bir biçimi olarak karakterize edilebilir; terapi pragmatik olarak saptanmış ve çeşitli kaynaklardan esinlenmiştir. Bu yaklaşım, diğerleri arasından; davranışsal, bilişsel ve birbirini etkileyen unsurları içerir.

Devamını oku...

 

 

12. Avrupa Hipnoz Birliği Kongresi İstanbul'da düzenlendi

İstanbul'da düzenlenen 12. Avrupa Hipnoz Birliği Kongresine bir "Sosyal Fobi vakasının Bilişsel-Davranışçı Terapi ve Hipnoz" eşliğinde tedavisi konulu sunumumla katıldım. Yerli ve yabancı katılımcıların yer aldığı oturumda daha çok maruz bırakmanın hipnoterapi eşliğinde gerçekleştirilmesi uygulamasına ağırlık vermeye çalıştım.

Sosyal Fobide kişiler daha çok, tanımadık insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği, bir ya da birden fazla toplumsal durumlardan ya da bir eylemi gerçekleştirdiği durumdan, belirgin ve sürekli bir korku duyma durumu içindedirler. Kişi küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar(ya da anksiyete (kaygı) belirtileri gösterir).

 

Devamını oku...

 

AİLE DANIŞMANLIĞI VE EĞİTİMİ

Aile Danışmanlığı, ailelerin ekonomik, toplumsal, kültürel ve psikolojik sorunlarla baş edebilmeleri için korunması, desteklenmesi ve güçlendirilmesi amacına yönelik danışmanlığı ifade eder.

Aile Danışmanlığı; aile yaşamını korumak, desteklemek ve sorunların çözümüne yardımcı olmak amacıyla aile bireylerine yönelik koruyucu-önleyici, eğitici-geliştirici, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerin yanı sıra rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin de bir bütünlük içinde verildiği uygulamalardır (bkz:www.aileterapileri.com).

Aile Danışmanlığı koruyucu sağlık bağlamında; aile hayatının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi yoluyla ailenin refahı, mutluluğu ve bütünlüğünün sağlanması, uyumlu aile ilişkilerine katkıda bulunulması, aileyi bir arada tutan bağların kuvvetlendirilmesi, aile üyelerinin kişiliklerinin sağlıklı biçimde gelişmesi, birey olma potansiyellerinin güçlendirilmesi ve toplumsal yaşama uyumlarının sağlanması, sağlıklı çocuk yetiştirme bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi ile aile sisteminde özgürlük, sorumluluk ve toplumsal değerler arasında bir denge sağlanması amaçlarına yöneliktir.

Devamını oku...

BAŞARIYA GİDEN YOL
Programlı çalışın verimli öğrenin


Anlamakta güçlük çektiğiniz konu ya da dersleri sabahın erken saatlerine kaydırın. Çalışmaya ne kadar zaman ayıracağınızı tespit edin. Bunu yaparken dersin önemi, anlaşılırlığı ve ağırlığını gözönünde bulundurun

Seyfi adında çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, zekiydi ve başarılıydı. Ama aslında çok daha başarılı olabilecek zeka kapasitesine sahipti. Seyfi'nin gözlemleyebildiğimiz bir hatası vardı. Program yapamamak...

Gerçekten Seyfi'yi çoğu zaman defterlerinin kitaplarının başında bir kağıt kalemle düşünür görürdüm. "Ne o hayrola?" diye sorduğumda "Program yapmaya çalışıyorum" derdi. Onun bu çalışma planı çıkartması saatler alırdı.

Büyük bir ihtimal sizlerde bu kadar olmasa bile zaman zaman benzer bir şekilde düşünmüşsünüzdür. Kendinize "Acaba şimdi ne yapabilirim?" sorusunu sorduğunuz olmuştur. Bu soruyu sormak doğaldır ancak bu soruya takılı kalmak hatadır.

Devamını oku...

DENİZLİ’DE AİLE ve EVLİLİK TERAPİSİ EĞİTİMİ ( II. SEVİYE )
EĞİTİMİ VEREN:
Prof. Dr. HÜROL FIŞILOĞLU
ODTÜ Psikoloji Bölümü

EĞİTİMİ DÜZENLEYEN:
ODTÜ Sürekli Eğitim Merkezi (SEM) & Dr. Haluk ALAN

EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ:
Dr. Haluk ALAN 0505 575 9872/ 0532 480 3681

Devamını oku...

Psikoterapist Kimdir?

Çok genel bağlamda söylemeye çalışırsak, zihinsel ve duygusal iç çatışmaları çözümleyen, bu çatışmalardan doğan gerginlik ve kaygıları, korkuları, huzursuzluk ve çöküntüleri azaltıp gideren, ruhsal uyumu geliştiren, kişinin kendisiyle barışık olmasını sağlayıp diğer kişilerle ilişkilerini olgunlaştıran bütün yol ve yöntemler Psikoterapi adını hak edebilir. (Prof.Dr. Cengiz Güleç)

Psikoterapistler bireylerle, gruplarla, çiftlerle ya da ailelerle onların ruhsal sıkıntılarına çözüm getirmeleri için işbirliği içinde çalışan, psikoterapiyi yönlendiren, yöneten, rehberlik eden , kısaca uygulayan kişilerdir. İster Psikolog isterse Psikiyatr olsun psikoterapi uygulamak için temel eğitimlerine ilaveten psikoterapi eğitimi almış olmaları gerekir. Bu yüzden lütfen başvurduğunuz kişilere aldıkları eğitimleri, sertifika ya da diplomalarını sorun. Kendilerini, Yaşam Koçu, N.L.P'ci, Kuantum Terapisti, Biyoenerji Uzmanı v.b. şekillerde tanıtan kişilere karşı dikkatli olmanızda yarar vardır.

Psikolog ve Uzman Psikolog Kime Denir?

Psikolog ünvanı Türkiye’de ve birçok ülkede bir üniversitenin psikoloji bölümünde en az dört yıllık bir lisans programından mezun olunarak elde edilir. Lisansı başka bir bölümden olan ancak psikolojide yüksek lisans veya doktora yapan kişiler de psikolog ünvanını edinebilir.(Doç.Dr. S.M. Değirmencioğlu /Bilgi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü) Psikolog ünvanı ile bir alanda uzmanlaşmış ve yetkilendirilmiş olmak arasında önemli bir fark vardır.

Bir psikoloji bölümünden en az dört yıllık bir lisans programını bitirerek mezun olan kişi önemli bir bilimsel ve mesleki yetkinlik kazansa ve bu nedenle psikolog ünvanını alsa da daha fazla eğitime gereksinim duyar. (Kerem Doksat Hocanın belirttiği gibi, 4 yıllık lisans eğitimi kişiye herhangi bir sağlık sorununa el atma imkanı tanımaz.) Çünkü lisans eğitimi gerek araştırma gerekse uygulama açısından gerekli yeterliği kazandıran deneyimi ve derinlemesine bilgiyi kazandırmaz. Bu yüzden yetkinleşme ve uzmanlaşma açısından lisansüstü eğitim bütün dünyada artık bir zorunluluk haline gelmiş bulunmaktadır.

Bir yüksek lisans programından mezun olan kişiler İngilizcede “master” Türkçede ise “uzman” sıfatlarını elde ederler. Bu sıfatların iletmek istediği özetle kişinin bir alanda uzmanlaştığı ve o alana “hakim” bir profesyonel konumuna geldiğidir( Doç.Dr. S.M. Değirmencioğlu /Bilgi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü). Psikologlar “eğer özel eğitimlerle, kurslardan ve çalışma gruplarından geçerek eğitilirlerse, belli testleri uygulayabilir ve/veya sâdece psikoterapi yapabilirler(Prof.Dr.M.Kerem Doksat). Buradan, Psikologların da ancak uzmanlaştıktan sonra ve belli deneyimleri kazanmak üzere psikoterapi eğitimleri aldıktan sonra danışmanlık yapabilecekleri gibi bir sonucu çıkartmak mümkündür.

Psikiyatr kimlere denir?

Psikiyatrlar (Sn.Kerem Doksat Hocamızın deyimiyle...) 6 yıllık tıp fakültesini takiben 5 yıl ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının teşhis ve tedavisi yönünde eğitim alan bilim insanlarıdır. Hastalara teşhis koymak, ilâç ve/veya diğer tedavi yöntemlerini planlamak ve uygulamak psikiyatri uzmanlarının sorumluluğu ve yetkisi içindedir. Psikiyatri uzmanlık eğitimleri sırasında son yıllara kadar psikoterapi eğitimleri, müfredat içerisinde yer almıyordu. Bu yüzden halkımızda psikiyatrların daha çok ilaçlı tedavi yaptıkları gibi bir algı söz konusudur. Ancak psikiyatrlar da eğer psikoterapi uygulamak isterlerse uzmanlık eğitimlerine ek olarak psikoterapi konusunda eğitim almak mecburiyetindedirler. Nasıl ki, her psikolog doğal olarak psikoterapist değilse, her psikiyatr da doğal olarak psikoterapist değildir. Uzmanlıklarının üzerine bu konuda ek eğitim almak zorundadırlar. Bu tarz eğitimler daha çok özel kuruluşlarca verilmektedir. Psikoterapi eğitimleri ve uygulamaları emek yoğun süreçlerdir.

 

PSİKOLOJİK DANIŞMA NEDİR?


Psikolojik danışma, bireylerin kişisel, sosyal, eğitimsel ve mesleki konularda kendini anlaması, varolan potansiyelini geliştirmesi, amaçlarını belirlemesi, sağlıklı kararlar vermesi, bireysel gelişimini ve sosyal uyumunu sürdürmesi, baş etme becerilerini geliştirmesi, varolan problemlerini çözmesi ve kendini gerçekleştirmesi için tarafsız, kişilik haklarına saygılı, güven ve gizliliğe önem veren eğitimli ve deneyimli uzmanlardan yardım aldığı bir gelişim sürecidir.

Devamını oku...

Sayfa 1 / 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Joomlart