SORULARLA HİPNOZ

Hipnoz nedir?

Zihinsel bütünlüğümüzün en önemli iki parametresi bilinç ve bilinçaltıdır. Sorulan sorulara düşünerek verdiğimiz cevaplar hep bilince atfedilir. Bir yere kadar doğru da olsa olayın bir de perde arkasında yer alan sessiz kahramanları vardır. Sahnede yer almazlar ama film onlarsız hiçbir anlam ifade etmez. İşte bu önemli kahramanların bulunduğu bölüme bilinçaltı diyoruz.
Her birimiz karmaşık arzu ve uyarıların bir labirentiyiz. Baskılanmış korku, nefret, sevgi, öfke, anksiyete, kıskançlık, suçluluk, hayal kırıklığı ya da bazı başka sıkıntılar bilinçten silinebilir, fakat bilinçaltına işleyerek fonksiyonel bozukluklar olarak ortaya çıkan karışıklıklar yaratabilir.
Hipnoz, bilinçaltında yer alan düşüncelere ulaşılmasında kullanılan tekniklerden biridir. Farklı bir bilinç düzeyidir. Bilinçaltını bilincin frenlerinden koruyan bir tür telkin yöntemidir. Hipnoz bir farkındalıktır. Her ne kadar kişinin bütünüyle bilincini kaybederek, acz içine düştüğü şeklinde bir inanış ve korku varsa da bu tamamıyla yanlış bir düşüncedir. Bilgisizlikten kaynaklandığını düşündüğüm bu durum; tedavi amaçlı yapılan hipnozda karşılaşılan bir fenomen değildir.
200 yıllık bir geçmişe sahip olan hipnozu, daha geniş kitlelere doğru bir şekilde aktarabilir ve öğretebilirsek bu kabil korku ve yanlış anlamaların önüne geçebileceğimizi düşünüyorum.
Her şeyden önce hipnoz, esrarengiz ve büyüleyici bir durum değildir. Hipnoz, Bilincinizin açık olduğu ortamda, dışsal faktörlerden arındırılmış zihinsel bir farkındalık halidir.
Hipnoz bazı yanlış inanışların, mistisizmin ve ihmalin (ki suçun büyüğü hekimlere ve psikologlara aittir…) gölgesinde kalıp yeşerememiş bir konudur. Hipnoz kelimesi daha ilk planda bir çok kişinin aklına bir takım tabuları, yanlış inanışları ve dolayısıyla önyargıları getirmektedir. Hatta bazı hekimler bile bu yanlışın içine düşmekte ve onu çağdışı bir yaklaşım olarak görmektedir.
Son yıllarda üzerinde yapılan araştırmalarla artık hipnoz, bilimsel platformlarda da adından söz ettirmektedir. Gerçi yurt dışındaki bir çok tıp ve dişçilik fakültelerinde ders olarak okutuluyorsa da Türkiye'de henüz bu seviyeye ulaşmış durumda değil. Her şeyde olduğu gibi bu konuda da gelişmeleri "geriden takip" ediyoruz…

Hipnozun amacı nedir?
Hipnoz, psikoterapi içinde yer alan bir tedavi yöntemidir. Yapılan tıbbi çalışmalar bu konudaki bir çok kuşkuyu yersiz hale getirmiştir. Dünyaca saygın pek çok tıbbi dergide yayınlanan makaleler hipnoza olan güveni arttırmaya devam etmektedir. Yetkili kişilerce uygulandığı takdirde bir çok psikolojik sorunu; depresyon, anksiyete, sosyal fobi, panik atak,obsesyonlar,sınav kaygısı, stres, cinsel sorunlar, kişilik bozuklukları, psikosomatik hastalıklar,zararlı alışkanlıklardan kurtulma, şişmanlık tedavisi, kekemelik, tırnak yeme, aile terapileri, …kısacası diş hekimliğinden cerrahi uygulamalara kadar tıbbın bir çok alanında hipnozdan yararlanılabilir (bakınız; hipnozun kullanım alanları…). Hipnozun etkilerini sadece hastalıklar bağlamında ele almak haksızlık olur. Hipnoz kişisel gelişim, motivasyon ve yaşam konforu alanlarında da rahatlıkla kullanılabilmektedir. Son yıllarda büyük bir sunumla gündeme oturtulan N.L.P.'nin temelinde de aslında bir tür hipnoz yatmaktadır. Ancak bir çok "değeri" tüketen bir topluluk olarak, N.L.P.'yi de çok çabuk tükettik. Maalesef, hekim ya da psikolog olmayan kişilerce N.L.P. adı altında sözde tedaviler yapılmakta ve belki de çok önemli bir tedavi yöntemi sırf bu yüzden yeterince ve bilinçli olarak kullanılamamaktadır.

Kimler hipnoz olabilir?

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre toplumun yaklaşık %90'ı hipnoz edilebilirdir. Hipnoz olmak için iletişim kurmaya müsait ortalama bir zeka düzeyi yeterlidir. Ancak daha zeki ve daha iyi eğitim görmüş, hayal gücü yüksek olanların hipnozdan yararlanma ihtimalleri daha yüksektir. Psikotiklerde, Zeka geriliği olanlarda ve debillerde hipnozun yararlarını görmek oldukça güçtür.
Sujelerin hipnoza girmesinde bir çok iç ve dış faktörün etkisi vardır. Kişinin hipnoza inanması bu konuda ihtiyaç hissedip istekte bulunması süreci kolaylaştırır. Hekime duyulan güven de bir başka önemli faktördür.
Uyumlu, çok fazla determinist olmayan, zeki ve sağlıklı bireyler daha kolaylıkla hipnoza girerler.Hasta bir hipnoterapist olarak hekimine güvenmelidir. Onun karar ve fikirlerine saygı duymalıdır.  Her hipnoza girenin tedaviden aynı sonucu alacağını söylemek doğru olmaz.
Özellikle başlangıçtaki dikkat ve konsantrasyonu hipnozitörün telkinleri doğrultusunda yönlendirebilenler başarılı bir hipnoz deneyimi yaşayabilirler.Muhtemel şüphe ve korkuların giderilmeye çalışıldığı ilk mayalama dönemi bu bakımdan gerçekten çok önemlidir.

Hipnoza giriş ile yaş arasında bir bağlantı var mı?
Her ne kadar kesin bir ilişki yoksa da, 10-25 yaş arası kişilerin, diğer yaşlara oranla daha rahat ve hızlı bir şekilde hipnoza girdiklerini söyleyebiliriz. Ancak normal bir zeka kapasitesine sahip kişileri, 7 yaşından 70 yaşına kadar hipnoza almak mümkündür. Özellikle çocuklarda o geniş hayal güçleri nedeniyle çok daha kolay hipnoz uygulanabilmektedir.

Hipnoz kimlere  ve niçin önerilmez?
Hipnozun iletişim sorunu yaşanan kişilerde ya da iletişim kurulma güçlüğü yaşanan hastalıklarda kullanılması tavsiye edilmez.
Bazen hastalar aile, eş ya da bir başka kişinin zoruyla getirilebilir. Kişi terapiye tam bir güven içerisinde yaklaşmadığı için tedavi şansını zora sokmaktadır. Diğer taraftan hastalığının tedavi edilemez olduğunu kanıtlamak düşüncesiyle, son şansını da kullandığını göstermek için gelen hastalar da vardır. Yine bu kişilerde de yeterli sonuç alınması oldukça güçtür.
Hipnozun bir edilgenlik olduğunu ve acziyeti ifade  ettiğini düşünen kişiler hem defans geliştirirler, hem de, "hadi beni hipnoza alda görelim" tarzında bir meydan okumanın yanlışlığına düşebilirler. Bu tip vakalarla karşılaşıldığında hipnozu gösteri amacıyla kullanmayanlar, söz konusu kişiyi hipnoza almamalıdırlar. Çünkü, hipnoz böyle anlamsız bir çekişmenin konusu haline gelmemelidir.
Hipnoz daha çok organik kökenli hastalıkların dışında tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Psikolojik kaynaklı hastalıkların bir çoğunda gerçekten çok iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.

Hipnoza yatkınlık testleri olumsuz ise bu hipnozla tedavi olamam anlamına gelir mi?
Hipnoza yatkınlık testlerinin bu yönde kesin bir özgüllüğü söz konusu değildir. Test başarıyla uygulanmadığı takdirde, zaman zaman ters tepki yapabilmekte, rahatlıkla hipnoza girebilecekken sujede zorlukla karşılaşılmasına neden olmaktadır.  Dolayısıyla, hipnoza yatkınlık testleri her şey değildir. "Yatkın değil" sonucu da çıksa kişi hipnoza alınabilir.

Hipnotik konsantrasyon nedir?
Hipnotik transtaki şahsın temel özelliği, telkine artmış cevap vermesidir. Hiç kimse telkine karşı tam bağışık olamaz. Herkese bir dereceye kadar telkin yapılabilir. Fakat telkine boyun eğme, yanlış olarak saflık gibi anlaşılmamalıdır. Bilinçli durum da bu ruh durumumuza,arzularımıza ve çevremize göre değişir. En büyük avantajlardan biri rasyonalizm, direnç, isteksizlik ya da bilinçli düşünceyle reddetme tarafından terapötik kazançların engellenmesi olmaksızın (yani bilincin frenlerinden bilinçaltını kurtararak…) bilinçaltı düşüncesini inceleme fırsatıdır. Hipnozun kullanılması, bilinçli durumda iyileşmeyi geciktirebilen önyargı, muhakeme ve emosyonel direnci ortadan kaldırır.
Hipnoz esnasında beyin alfa dalga durumundadır. Bu dalga boyu telkine en duyarlı olunan süreçtir. Bir örnek verecek olursak; televizyonda çok büyük ilgiyle izlediğiniz bir film olsun. Öylesine dalmışsınız ki arkanızdan anneniz size sesleniyor… evet onu duyuyorsunuz ama tepkiniz yok… bütün dikkatinizle televizyondasınız…işte bilinçaltının açık olduğu bu an, hipnozda telkine duyarlı olunan ana çok benzer…
Ayrıca hipnoza yatkınlığın ölçüldüğü hipnoza yatkınlık testleri de vardır. Bunlar aracılığıyle sujenin hipnoz olabilmek için yeterli bir konsantrasyona sahip olup olmadığını tayin etmek mümkündür. Çok kesin mi? Elbette hayır… sadece bir yol gösterici…

Hafif ya da derin hipnoz var mıdır?
Genelde hipnoz üç kategori içerisinde değerlendirilir; hafif - orta - derin. Teknik anlamda her birerinin ayrı belirtileri varsa da terapi açısından bu farklılıkların bir önemi yoktur.

Hipnozdan yararlanabilmek için hangi derinliğe ulaşmak gerekir?
Yapılan çalışmaların bir çoğunda hipnotik derinliğin tedavide önemli bir etken olmadığı tespit edilmiştir. Maalesef yine yanlış bazı bilgiler nedeniyle hastalar farklı beklentiler içinde olabiliyorlar. Bir çok suje özellikle ilk seanslarda hipnoza girmediklerini söylemektedirler. Bunu oranı az da değildir, yaklaşık %80… Gösteri amaçlı hipnoz bilgileri nedeniyle kişiler hipnoz seansında bütünüyle bilinçlerini kaybedecekleri ve kendilerinden geçerek adeta bir başka dünyaya gidecekleri beklentisi içindedirler. Oysa terapi amaçlı hipnozda böyle bir duruma gerek duyulmaz. Bu durum zaman zaman tedavi sürecini zora sokan olumsuz bir faktör olarak karşımıza çıkabilir. Bu yüzden hipnoz öncesi hastalarımıza "mayalama" adı altında hipnoza hazırlık bilgileri vererek tam bir güven ortamı oluşturmaya çalışırız.
Elbette ilk seans sonrasında belki direncin kırılması ve deneyim kazanmanın rahatlığı içerisinde konsantrasyonda hissedilir bir artış sağlanmaktadır. Ancak bu terapi için mutlak gereklilik değildir.

Hipnoz esnasında bilinç kayboluyor mu?
Hayır. Üstelik bizim uyguladığımız yöntemde bilincin tamamen açık olması istenmektedir. Hipnoz süresince her şeyin farkında olacaksınız. Kişinin kendini kaybetmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Uyanıksınız. Her ne kadar hipnoza bir uyku tanımı yakıştırılıyor olsa da bu tamamıyla doğru bir yaklaşım değildir. Klasik olarak bilinen uyku durumundan daha farklı bir farkındalık halidir. Burada suje bütünüyle dikkatini hipnozitöre yöneltmiştir. Beyin alfa state durumunda telkine açık bir haldedir. Ama bu hiçbir zaman bilincin yitirilmesi anlamına gelmez.

Hipnoz psikolojik sorunların tedavisi dışında hangi alanlarda kullanılabilir?
Hipnoz sadece psikolojik alanda değil, insan yaşamının hemen hemen her alanında yer alabilecek bir etkinliğe sahiptir. Bu hipnozun bir mucizevi güç olduğu ya da hipnozitörün sihirli yeteneklere sahip olduğu anlamına gelmez.
Bir "öze dönüşün" yaşandığı günümüz dünyasında hipnoz, hayatı daha yaşanılır hale getirmek için kullanılabilecek en yararlı ve bilimsel yöntemlerden biridir.
Hipnozla bir çok zararlı alışkanlıktan kurtulabilirsiniz. Daha mutlu bir yaşantı için hipnozun güvenilir yöntemlerini kullanabilir en stresli olduğunuz anlarda bile hayata sımsıkı sarılma şansına sahip olabilirsiniz. Bu bağlamda hipnoz, kişisel gelişim alanında da hissedilir bir güce sahiptir. Okumaya ilginin arttırılması, karar verme ve pozitif düşünme yeteneği kazandırılması, kendine güven, konsantrasyon, motivasyon, planlı yaşam, sınav kaygısının giderilmesi v.b. konular hep hipnozun varlığını hissettiğimiz sosyal konulardır. Sosyal fobik bir hastamı hatırlıyorum; öğretmen olmasına rağmen her yeni öğretim yılı onun için kabus dolu günlerin başlangıcından başka bir şey değildi… Hastamın çektiği güçlüğü tahmin edemezsiniz, o stres, o sıkıntı… bütün her şeyini olumsuz etkiliyor, insanlardan uzaklaşmasına neden oluyordu. Rahatsızlık psikolojik bir sorunda ama burada örnek olarak vermemin sebebi, rahatsızlığın sosyal boyutuna dikkatinizi çekmekti…

Hipnozda belli telkin kalıpları mı vardır?
Hayır. Her hasta her bakımdan özeldir. Her hastada değişik telkinler uygulandığı gibi, aynı hastanın (ya da sujenin) ilerleyen seanslarında farklı telkinler uygulanmaktadır. Her hasta ve hastalık kadar değişik telkin vardır dersek pek de abartmış olmayız.Ancak telkinlerin olumlu cümlelerden kurulu, yapıcı bir etkiye sahip olması gibi dikkat gerektiren bazı kurallar vardır.
Buradan da anlaşılacağı üzere hipnozun ayrıca bir çok uygulama teknikleri  vardır. Bu yüzden her hipnozitör hastasının da durumunu göz önünde bulundurarak uygun bir yöntemi seçer ve sujeyi hipnoza alır.

Hipnoz esnasında neler yaşıyorum ve bunları hatırlayacak mıyım?
Hipnoz  esnasında yaşanan en hoş şey rahatlık, dinginlik, huzur ve sakinliktir. Bilinçaltındaki düşüncelerinizi hatırlayacaksınız. Zaten bu durum hipnozun tedavideki gücünün bir yansımasıdır. Bilinçaltınızı hatırlamalısınız ki tedaviden istenilen sonucu elde edebilelim.

Hipnozun her hangi bir yan etkisi söz konusu mudur?
Bilinen her hangi bir yan etkisi yoktur. Bu durum hipnoz konusunda yeterli bilgi ve deneyim sahibi kişilerce, tıbbi mantık altında uygulandığında geçerlidir. Aksi takdirde bazı istenmeyen durumlarla karşılaşmak ihtimal dahilindedir.

Hipnoz altında bana istemediğim şeyler yaptırılabilir mi?
Kesinlikle hayır. Bilincinizin açık olduğu bir ortamda hiç kimse size istemediğiniz ve onay vermediğiniz bir şeyi yaptıramaz ya da kabul ettiremez. Zaten hipnoz ona katılan kişinin, katılmayı kabul etmediği müddetçe mümkün olmayan ve oluşmayan bir fenomendir. Hipnozdan gereken yararın elde edilebilmesi için sujenin gönüllü katılımı esastır. Hipnoz esnasında suje verilen telkinleri kabul ya da reddetme seçeneğine sahiptir. Ahlak dışı ya da benimsenmeyen bir telkinde suje hipnozdan çıkabilir. Hiçbir zaman hipnozitörün emrinde adeta onun kulu ve kölesi gibi değilsiniz. Bilinciniz açık ve farkındasınız.

Hipnozdan çıkamazsam ne olur?
Böyle bir durum hiçbir zaman söz konusu değildir. Hipnoza girip de hipnozdan çıkamamış tek bir kişi yoktur. Hipnozitör sujeyi hipnoza soktuktan sonra ölse bile suje hipnozdan rahatlıkla çıkabilir.

Herkes hipnoz yapabilir mi?
Hayır. Hekim ve psikolog da olsa belli bir eğitimden geçmeyen kişilere bu noktada güvenmemelisiniz. Eğer hipnoz bir tedavi aracı olarak kullanılacaksa uygulayacak kişinin belli bir bilgi ve deneyim sahibi olması gereklidir. Uygulayacak kişinin,özellikle psikolojiye ilgi duyan hiç değilse temel bir eğitimden geçmiş bir hekim, psikolog ya da diş hekimi olması gereklidir.
Özellikle N.L.P. ya da Kişisel Gelişim Uzmanı gibi bazı şatafatlı etiketlerle hipnozla tedavi yaptıklarını söyleyen şarlatanlara karşı dikkatli olunmalıdır. Türkiye'de ve diğer bir çok ülkede tedavi etme onuru bir tek hekimlere verilmiştir. Kişisel gelişim noktasında da olsa, bu cümlenin muğlaklığının ardına sığınarak, kendi emellerini gerçekleştirmeye çalışan yetkisiz kişilere karşı mutlaka uyanık olunmalıdır.